12. Nükleer Santraller Zirvesi’ İstanbul’da başladı.
- 30 Haziran 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1797
Ankara Sanayi Odası ve Nükleer Sanayi Derneğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlediği 12. Nükleer Santraller Zirvesi’ İstanbul’da başladı.
Zirve açılışına Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Genel Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Cabbar, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ve nükleer santraller sektöründen ulusal ve uluslararası çok sayıda ziyaretçi katıldı.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç “Türbinler döner, elektrik üretilir ve şebekeye enerji verilir. Ancak kalıcı başarı; o tesisin arkasında gelişen mühendislik kapasitesi, yetişen insan kaynağı, güçlenen tedarik zinciri ve üretime dönüşen teknolojiyle anlam kazanır” dedi. Ardıç, “Asıl mesele, bu yatırımların sanayiyi ne ölçüde geliştirdiği, yerel üretim kabiliyetlerini nasıl güçlendirdiği ve gelecek nesillere hangi teknolojik birikimi bıraktığıdır. Çünkü nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur” ifadesini kullandı.
ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülkenin yeni santral yatırımlarını hızlandırdığını, mevcut santrallerinin ömrünü uzattıklarını ve küçük modüler reaktör teknolojilerine yöneldiklerini vurgulayan Ardıç şunları kaydetti:
“COP28’de nükleer enerji, ilk kez Birleşmiş Milletler iklim sürecinde düşük karbonlu kaynaklar arasında açıkça yer aldı; COP29 ve COP30’da bu kabul daha da güçlendi. Bu yıl ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in, küresel iklim hedeflerine katkı sunarken aynı zamanda Türk sanayisinin nükleer alandaki bilgi birikimini, mühendislik kabiliyetini ve üretim gücünü uluslararası paydaşlarla buluşturacak güçlü bir platform oluşturacağına inanıyoruz. Ankara Sanayi Odası olarak, yerli tedarikçilerimizi bu uluslararası masaya taşımaya ve onların hikâyesini bizzat anlatmaya hazırız.”
Türkiye’nin Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştığını, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olması gerektiğini anlatan Ardıç, şöyle konuştu:
“Bu yaklaşım somut karşılığını Akkuyu’da buluyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin bu alandaki sanayi kapasitesinin gelişebileceğini ve nükleer kalite standartlarına uyum sağlayabileceğini güçlü biçimde ortaya koydu. Bugün Akkuyu’da yerlileşme oranımız yüzde 55’e yaklaşmış durumda. Bu oran; yüzlerce yerli firmanın yüksek mühendislik disiplinine, sıkı kalite süreçlerine ve dünyanın en hassas tedarik standartlarına uyum sağlama iradesinin somut göstergesidir. Bu yıl Akkuyu’da atılacak adım, ülkemizin nükleer enerji yolculuğunu sahadan sisteme, yatırımdan kurumsal kapasiteye taşıyan tarihi bir eşik olacaktır. Ama aynı tecrübe bir gerçeği de önümüze koydu: Bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmüyor. Yerli katkıyı tesadüfe bırakırsak, ikinci santralimiz de büyük ölçüde bir ithalat kalemine dönüşür. Bu anlayış en baştan sistematik bir yaklaşımla hayata geçirildiğinde, Sinop; Türkiye’nin enerji kapasitesini artıran bir yatırımın yanında, Türk sanayisinin teknoloji üretme gücünü büyüten stratejik bir dönüşüm projesine dönüşecektir. Nükleer sanayi, en yüksek kalite standardını, en ileri mühendisliği ve en güçlü sertifikasyon kültürünü zorunlu kılar. Nükleer kalite eşiğini aşan bir sanayi, bu yetkinliği savunmadan havacılığa, otomotivden sağlığa kadar bütün yüksek teknoloji alanlarına taşıyacak bir dönüşüm gücü kazanır. Yani nükleerde yükselen bir sanayi, aslında bütün sanayisini yukarı taşır.
Bir nükleer santral; makineden elektroniğe, yazılımdan otomasyona, metalurjiden ileri malzemelere kadar onlarca sektörü aynı anda harekete geçirir. Her yatırım, sanayi ekosisteminde yeni üretim kabiliyetleri oluşturur, teknoloji geliştirme kapasitesini büyütür ve yüksek katma değerli üretimi teşvik eder. Bu nedenle nükleer yatırımlar, sanayinin tamamını ileriye taşıyan güçlü bir kalkınma kaldıracı işlevi görür. Gerçek başarının ölçüsü de kurulan megavat değil, bu yatırımın geride bıraktığı kalıcı sanayi birikimidir. Bir nükleer santralin anahtarı kapıda teslim edilebilir. Ama o santralin ardındaki bilgi, o anahtarla birlikte teslim edilmez. Onu yalnızca kendi sanayisiyle, kendi mühendisiyle, kendi alın teriyle kuran ülke kazanır. Ankara Sanayi Odası olarak biz, Türk sanayisinin nükleer geleceğini inşa eden kurumlardan biri olma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu dönüşüm sürecinde sanayicilerimizi hazırlayan, firmalarımızı nükleer kalite standartlarıyla buluşturan ve yerli tedarik zincirini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Aso İle Çin Nükleer Topluluğu Arasında Nükleer Enerji Alanında İş Birliği Anlaşması İmzalandı
Ankara Sanayi Odası koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Nükleer Sanayi Kümelenmesi (ASO NÜKSAK), Çin Nükleer Topluluğu (Chinese Nuclear Society- CNS) ile nükleer enerji alanındaki iş birliğini güçlendirecek bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Ankara Sanayi Odası ile Çin Nükleer Topluluğu arasında imzalanan Mutabakat Zaptı ile Türkiye ve Çin arasında nükleer enerji alanındaki kurumsal iş birliğinin geliştirilmesi, bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması ve iki ülke nükleer ekosistemleri arasında sürdürülebilir iş birliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Ankara Sanayi Odası Genel Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Cabbar ile Çin Nükleer Topluluğu Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Jianqiao Liu tarafından imzalanan anlaşma kapsamında; küçük modüler reaktörler (SMR’ler) de dâhil olmak üzere yeni nükleer santral projelerine ilişkin çevrim içi ve çevrim dışı toplantılar, sanayi diyalogları ve seminerler düzenlenmesi; nükleer eğitim, insan kaynağının geliştirilmesi ve uzman desteği alanlarında iş birliği yapılması; taraflar arasında teknik bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ile karşılıklı mutabakat doğrultusunda yeni iş birliği alanlarının oluşturulması hedefleniyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdür Vekili Salih Sarı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde (NGS) yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaşıldığını belirterek,"Bugün itibarıyla Akkuyu'da 300'den fazla yerli firmamız inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar dolar iş hacmine ulaşmıştır. dedi.
Türkiye'nin 2035'e kadar 7,2 gigavat, 2053'e kadar ise 20 gigavat nükleer kapasite hedefini belirten Sarı, "Bunun yanı sıra, nükleer enerjinin her alanında kendi kendine yeten bir ülke olma yolunda, araştırma, sanayi, insan kaynağı, yakıt çevrimi, test ve sertifikasyon alanlarında da somut adımlar atmaya devam edeceğiz." diye konuştu. Sarı, Akkuyu NGS'de 1'inci ünitenin inşaat işlerinin neredeyse tamamlandığına, test süreçlerinin devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Diğer üç ünitenin ise inşaat ve montaj çalışmaları, sahadaki 25 bin çalışanımızın katkılarıyla, planlandığı şekilde sürdürülmektedir. Bu hummalı çalışmalar sonucunda, bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu'ya ek olarak, biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik de çalışmalarımız devam ediyor."
Sinop sahasının yatırıma hazır hale getirildiğini, Trakya sahasında ise uluslararası standartlar gözetilerek saha etütlerinin devam ettiğini aktaran Sarı, "Her iki projemiz için teknoloji sahibi ülke ve şirketlerle, rekabetçi fiyat teklifleri temelinde, teknoloji, finansman, yerlileştirme ve yakıt çevrimi konularını detaylıca görüşüyoruz. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini bu projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz." dedi.
Sarı, Akkuyu NGS'de yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaşıldığını belirterek, "Bugün itibarıyla Akkuyu'da 300'den fazla yerli firmamız inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Bakanlığımız, kurduğu Nükleer Enerji Tedarikçi Bilgi Sistemi (NETBİS) ile nükleer sektörün ihtiyaçları doğrultusunda sanayimizin kapasite ve kabiliyetlerini değerlendirmeye devam etmekte, firmalarımızı yerli ve yabancı yatırımcılar nezdinde görünür kılmakta ve yurt içi ve yurt dışı nükleer tedarik zincirlerine entegrasyonlarını sağlamaktadır." dedi
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal da Türkiye'nin ilk nükleer teknoparkının İTÜ'de kurulacağını dile getirerek, "Bu bizim için büyük bir heyecan ama daha da fazlası önemli bir sorumluluk." dedi. Mandal, Türkiye'de nükleer sektörünün gelişimi için ekosistemdeki tüm paydaşları kapsayan Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezinin kurulması çalışmalarının önemine dikkati çekti.
Nükleer Sanayi Derneği (NSD) Başkanı Alikaan Çiftçi ise nükleer enerjinin yeniden ülkelerin rekabet gücünün merkezine yerleştiğini, Türkiye'nin bu dönüşümün aktörü olmaya kararlı olduğunu kaydetti. Çiftçi, Akkuyu NGS'deki yerlileştirme hacminin yalnızca ekonomik bir büyüklük değil, uluslararası nükleer kalite standartlarını karşılayabilen Türk sanayisinin somut bir referansı olduğunu belirterek, "El Dabaa'da, Hinkley Point C'de ve farklı uluslararası projelerde Türk firmalarını görmeye başladık. Bunlar önemli ilk adımlardır." dedi. Uluslararası paydaşlara da çağrıda bulunan Çiftçi, "Türk sanayisi artık yalnızca Türkiye'deki nükleer projelerin değil, bölgesel ve küresel nükleer değer zincirinin güvenilir üretim, tedarik ve teknoloji ortağı olmaya hazırdır." dedi.
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7477697659332554753





