Eski Bağdat Ticaret Müşaviri, Hasan Kocasoy'un Analizi: Müteahhitlerimiz Yeni Irak Hükümetinden Ne Beklemeli? 

  • 5 Haziran 2026

Irak'ta 11 Kasım'da yapılan seçimlerden sonra hükümet ancak 14 Mayıs'ta kurulabildi. Hala 9 bakan eksik ama yavaş yavaş hükümet programı şekilleniyor.

Bu aşamada, Eski Bağdat Ticaret Müşavirimiz, PineZone Danışmanlık Kurucusu Hasan Kocasoy yeni Hükümet döneminde müteahhitlerimizin Irak pazarından ne beklemesi gerektiğine dair bir analiz hazırladı.  

 

Müteahhitlerimiz Yeni Irak Hükümetinden Ne Beklemeli? 
ABD’nin ülkeyi işgal ettiği 2003 yılından bu yana Irak’ta ortalama hükümet kurma süresi 200 gün. 11 Kasım’da gerçekleştirilen seçimlerden sonra hükümetin kurulması yine yaklaşık 180 gün sürdü. 14 Mayıs 2026 tarihinde Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin son anda aday gösterdiği iş insanı Ali Al-Zaidi ve 14 bakan Irak Parlamentosundan güvenoyu alarak göreve başladı. Hala 9 bakan eksik. Haziran ayı sonunda veya Temmuz ayı başında onların da belirlenmesinden sonra 3 yıllık bütçe kanunu çalışmaları tamamlanacak ve muhtemelen Eylül-Ekim aylarında Irak’ın 3 yıllık yatırım bütçesi ve borçlanma limitleri ortaya çıkacak. ABD/İsrail-İran Savaşı’nın ülke içi hassas dengeleri zorladığı, Hürmüz krizi nedeniyle petrol gelirlerinin %85-90 azaldığı ve son 1,5 yıldır kamu yatırımlarına bütçe tahsis edilmediği bu dönemde, iş almak artık daha zor, ancak Türk müteahhitler için hala ciddi bir potansiyel var. 


2026 yılında Irak’tan kamu projesi almak pek mümkün değil!
Sudani Hükümetinin son döneminde plansız altyapı yatırımlarının bütçeyi aşırı yorması ve bütçe gelirlerinin %90’dan fazlasını oluşturan petrol gelirlerinin düşmesi nedeniyle seçim yılı olan 2025’te yatırım bütçesi açıklanmadı. Petrol endüstrisi ve elektrik sektörü dışında çok az yeni proje dağıtıldı, öncelikli olmayan projelerde idareler müteahhitlere iş durdurma yazısı verdi. İrili ufaklı 500’den fazla projenin yarım kaldığı iddia ediliyor. ABD/İsrail-İran Savaşı’yla 28 Şubat’ta başlayan Hürmüz krizi, uluslararası petrol fiyatlarını artırsa da Irak’a bir faydası olmadı. Zira günlük petrol ihracı, 3,4 milyon varilden 250-300 bin varile düştü. Özel sektörü henüz gelişmeye başlayan, bu nedenle aktif nüfusu ağırlıklı olarak kamudan maaş alan ve temel ihtiyaçlarının büyük bölümünü ithal eden Irak ekonomisi, Hürmüz bugün açılsa dahi 2026 yılının kalanında büyük bir krizle karşı karşıya. Yeni hükümetin ekonomi alanında 2026 yılındaki en büyük hedefi maaşları ödeyebilmek. Bir başka ifadeyle, 2025’te olduğu gibi 2026 yılında da yatırım bütçesi beklememek gerek. Bununla birlikte, Irak’ta bütçe 3 yıl için yapılıyor ve 2027 ile 2028 için ayrılacak rakamlar önemli. Ülkenin ihtiyaç duyduğu altyapı projelerine 2027’den itibaren bir şekilde tekrar başlanılacağı tahmin ediliyor. 


Özel sektör bu dönemde kamudan çok daha dinamik!
İran-Irak Savaşı’ndan bu yana güvenlik endişeleri nedeniyle yastık altında tutulan paralar, göreceli iyileşmeyle birlikte 2019 yılından itibaren sisteme girmeye başladı. Bağdat’ta başlayan konut yatırımları, önce Basra, Musul ve Kerbela’ya sonra Irak’ın geneline yayıldı. Son birkaç yıl içinde 10-12 katlı apartmanlar, 40-50 kattan 70 kata kadar çıkan lüks projelere evrildi. Yurtdışında tutulan Irak sermayesinin yanı sıra Mısırlı, Katarlı, Dubaili yatırımcılar da sahaya indi. Katarlı Estithmar Holding Bağdat’ta milyar Dolarlık Rixos Otel Projesini yarıladı. Dubaili MAG Group biri 47 biri 35 katlı iki kulenin inşaatına başlıyor, Suudi sermayesi destekli Mısırlı Talaat Moustafa Group Mayıs ayında 18,8 milyar Dolarlık entegre bir konut projesi için yatırım ruhsatı aldı. 
Konut yatırımları kadar yoğun olmasa da özel sektör, işyeri, otel, hastane yatırımları da yapıyor. Devlete ait eski fabrikaların yatırım ortaklığı modeliyle özel sektöre açılması, yerel üretime yönelik alım garantileri ve teşvikler, imalat sanayiinde de hareketlilik yarattı. İlaç, gıda, çimento, üre, petrokimya ürünleri, inşaat ve elektrik malzemeleri gibi konularda son birkaç yılda çok sayıda fabrika faaliyete geçti. Ülkenin kronik elektrik sorununa çare bulmak için teşvik edilen güneş enerjisi santrallerine de özel sektör ciddi ilgi gösteriyor.  
Kendisi de iş insanı olan yeni Başbakan döneminde özel sektörün daha da güçleneceği öngörülüyor. Yeni hükümet programında özel sektörün ekonomideki rolünün artırılması için her türlü adımın atılacağı vurgusu bunun en önemli göstergesi. 
Daha önce yabancı müteahhitlik şirketlerine kamp yeri kuran, yemek ve güvenlik hizmeti sunan, iş makinesi kiralayan Iraklı şirketler, artık hem müteahhit hem de yatırımcı oldu. Ancak, Türk müteahhitlerin teknik kabiliyetleri ve derin tecrübesine hala çok ihtiyaçları var. Müteahhitlerimizin Irak özel sektörü ile daha fazla temasta olacağı ve yeni ortaklıkların ortaya çıkacağı bir döneme giriyoruz. 


Irak’ta değişen siyasi dengeler Türk şirketlerine alan açabilir!   
Yeni Başbakan, siyasetten bağımsız ve her kesime aynı mesafede gibi lanse edilse de aday belirleme sürecine ABD’nin açık müdahalesi oldu. Bizzat Trump, en güçlü adaylardan Maliki’nin Başbakan olması halinde ABD’nin Irak’a sağladığı tüm desteği çekeceğini söyledi. Irak için ABD ile iyi ilişkilere sahip olmak ülke ekonomisinin geleceği bakımından bir zorunluluk. Zira ABD'nin Irak'ı işgal ettiği 2003 yılından bu yana ham petrol satışlarından elde edilen tüm gelirler doğrudan ABD Federal Rezerv Bankası'ndaki hesaba aktarılıyor ve daha sonra uçakla Irak'a gönderiliyor. 
Bununla beraber, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın sonucunda ortaya çıkacak bölgesel denklemler, ABD’nin Irak’tan Çinli şirketleri çıkarma konusundaki başarısı ve Irak Hükümeti’nin İran destekli milis gruplara silah bıraktırıp bıraktıramayacağı, Irak’ta ABD nüfuzunun akıbetini belirleyecek.  Bu bizim için de önemli. Çünkü Çinli şirketlerin yerini kısmen Türk şirketleri doldurabilir, İran’ın azalan siyasi ve ekonomik etkisi, Türk şirketlerine özellikle de ABD’li şirket ve finans kuruluşları ile ilişkileri olanlara yeni alanlar açabilir. 
Ayrıca, Irak’ın dış finansmana erişimi de izleyeceği siyasete doğrudan bağlı olacak. Enerji başta olmak üzere ülkenin ihtiyaç duyduğu milyar Dolarlık projeleri kendi bütçe imkanlarıyla gerçekleştirmesi mümkün değil. IMF, Dünya Bankası, IFC, EBRD gibi küresel aktörlerle çalışabilmesi için ABD ve Avrupa’nın desteğine ihtiyacı var. Özellikle belli bir ölçeğin üzerindeki Türk şirketleri, uluslararası finansman modelleriyle iş yapma konusunda tecrübe sahibi ve Irak bütçesiyle gerçekleştirilecek projelere göre dış finansmanlı projeleri alma ihtimalleri daha yüksek.  
Öte yandan, riskin paylaşıldığı Kamu-Özel Sektör Ortaklığı (PPP), uygun koşullara sahip Hazine garantili kredinin müteahhit aracılığıyla getirildiği “Mühendislik, Satın Alma ve Kurulum + Finansman” (EPC-F) veya yolcu, yük veya alım garantisi karşılığı Yap-İşlet-Devret (BOT) modeli ile çalışabilecek şirketlerimiz bakımından da Irak’ta çok sayıda fırsat çıkacak. 


Hükümetin Kalkınma Yolu Projesi ve petrol karşılığı su projeleri anlaşmasına dair politikası Türk müteahhitler için yeni fırsatlar yaratabilir. 
Sudani Hükümeti döneminde Türkiye-Irak siyasi ilişkileri zirveye çıktı. Sudani, ülkesini Kalkınma Yolu Projesiyle Türkiye üzerinden küresel ticari sisteme entegre etmeyi hedefledi. Hürmüz krizinden sonra alternatif ticaret yollarının önem kazandığı bu dönemde, yeni Başbakan da bu projeyi sahiplenecek gibi görünüyor. İlk talimatlarından biri, fizibilite çalışmalarında sona gelinen Kalkınma Yolu Projesi’yle ilgili süreçlerin hızlandırılması oldu. Tamamı yaklaşık 17 milyar Dolar olarak hesaplanan projenin ilk etabı, mevcut demiryolu altyapısının iyileştirilmesi ve Dünya Bankası bu konuda 930 milyon Dolarlık bir krediyi 2025 yılı Temmuz ayında onayladı bile. Ancak esas proje, Irak’ı mevcut ulaşım koridorunun ve şehir merkezlerinin 30-40 km batısında, Faw Limanı ile Türkiye sınırı arasında yeni bir demiryolu ve karayolu yapımını kapsıyor ve Irak’ın bu yükün altından tek başına kalkması mümkün değil. 2024 yılında varılan mutabakat çerçevesinde Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın dahil olduğu bir finansal mekanizma oluşturulması hedefleniyor. Umman gibi bölge ülkeleri de projeye bir şekilde dahil olmak istiyor. Yolun sonu bir şekilde Türkiye’ye çıktığından, bu proje hayata geçirildiği takdirde Türk şirketlerinin pastadan büyük bir pay alması bekleniyor. 
Petrol karşılığı su projeleri konusu da başka bir fırsat alanı. Konuyla ilgili mutabakat zaptı Cumhurbaşkanımızın Nisan 2024’te Bağdat ziyaretinde imzalanmıştı. Finansal mekanizma anlaşması da seçimlerden hemen önce 2025 yılı Kasım ayında Dışişleri Bakanımız tarafından imzalandı. Metni henüz açıklanmayan anlaşmaya göre, Irak’ın Türkiye’ye gönderdiği ham petrolün bir kısmının bedeli için ayrı bir hesap açılması ve Türk şirketlerinin Iraklı ortaklarıyla gerçekleştireceği baraj, gölet, kanalizasyon, arıtma, içme suyu, tarımsal sulama ve suyun verimli kullanımını sağlayacak benzer proje bedellerinin söz konusu hesaptan müteahhitlere ödenmesi hedefleniyor. Karşılığında Türkiye’den daha fazla su bekleniyor. Anlaşmanın toplamda 10 milyar Doların üzerinde bir hacim yaratması öngörülüyor. Yeni Irak Hükümeti bu anlaşmayı sahiplenirse, iç onay süreçlerinin ardından, yabancı şirketlerin ihalesine giremediği çok sayıda projeyi Türk şirketlerinin alması mümkün hale gelecek. 
Sonuç olarak, Türkiye Müteahhitler Birliği verilerine göre Irak, yurtdışında iş yapan müteahhitlerimizin en fazla iş yaptığı üçüncü ülke. Irak Hükümetinin yatırım bütçesi açıklamadığı 2025 yılında dahi müteahhitlerimiz yaklaşık 3,4 milyar Dolarlık proje üstlendi. Bu başarının ardında şirketlerimizin değişen koşullara uyum sağlama becerisi ve özellikle belli bir ölçeğin üstündeki şirketlerimizin dış finansmanlı proje alma kapasitesi yatıyor. Önümüzdeki dönemde tüm zorluklarına rağmen Irak pazarında fırsatlar olmaya devam edecek. Yeter ki konjonktürü doğru okuyalım ve sağlam adımlar atalım!

Hasan Kocasoy
Eski Bağdat Ticaret Müşaviri
PineZone Danışmanlık Kurucusu

 

 

 

 

 

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7468557865138446336

 

BENZER HABERLER