İZODER Başkanı Atalay Özdayı “Yeni Dönemde Çalışmalarımızı Daha Güçlü, Daha Bütüncül ve Yenilikçi Bir Yaklaşımla Sürdüreceğiz”
- 24 Mart 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1784
İZODER - Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı Yatırımlar Dergisi'nin sorularını cevaplandırdı.
Yeni Dönemde çalışmalarını daha güçlü, daha bütüncül ve yenilikçi bir yaklaşımla sürdüreceklerini belirten Atalay Özdayı'ya yönelttiğimiz sorular ve ayrıntılı cevapları şöyle:
İZODER olarak ısı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında sektöre nasıl yön veriyorsunuz?
İZODER, ülkemizde yalıtım bilincini yaygınlaştırmak amacıyla 1993 yılında kurulmuş bir sektörel dernektir. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında faaliyet gösteren üretici, satıcı ve uygulayıcı firmaları aynı çatı altında buluşturan güçlü bir sivil toplum kuruluşu olarak bugün sektörde 33. yılımızı geride bırakmanın gururunu yaşıyoruz.
Kuruluşumuzdan bu yana hedefimiz: Vatandaşlarımızın enerji verimli, güvenli, sağlıklı ve konforlu yaşam alanlarında hayatlarını sürdürebilmeleri için yalıtımın önemini anlatmak. Bu doğrultuda pek çok proje, eğitim, kampanya ve iş birliğini hayata geçirdik. Yıllar içinde hem kamu hem de özel sektör nezdinde önemli bir farkındalık yaratarak yalıtım standartlarının belirlenmesi, uygulamaların zorunlu hale gelmesi ve yalıtım kredilerinin devreye alınması gibi somut gelişmelere katkı sunduk.
İZODER olarak “Çevreyi ve insanı önceleyen” bir vizyonla hareket ediyoruz. Amacımız, yalıtım uygulamalarını yaygınlaştırarak hem vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek. Bu vizyon ve sorumlulukla 33 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Türkiye genelinde yalıtım bilincini artırmaya ve sektörün sürdürülebilir gelişimi için çalışmaya devam edeceğiz.
16.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı olarak öncelikli hedefleriniz neler olacak?
Yalıtım yalnızca yapıların değil, aslında geleceğin korunması anlamına geliyor. Enerji verimliliğinden sürdürülebilirliğe, güvenli yaşam alanlarından ülke ekonomisine kadar çok geniş bir etki alanına sahip. Tüm hizmetler dahil yaklaşık 6,1 milyar dolar büyüklüğe ve 150 bini aşkın istihdama sahip olan yalıtım sektörü, ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle gelişimini sürdürüyor. İZODER de bu ortak çabanın en önemli temsil platformlarından biri olarak sektörde önemli bir rol üstleniyor.
Yeni dönemde önceliğimiz, İZODER’i daha da güçlendirerek sektörümüzün gelişimine yön veren bir yapı olmayı sürdürmek olacak. Üyelerimizin ihtiyaçlarına etkin şekilde cevap veren, kapsayıcı ve birleştirici bir yönetim anlayışıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Derneğimizi daha ileri seviyelere taşıyacak altyapı ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu süreçte sektör paydaşlarından gelen önerileri bir araya getirerek değerlendirecek, sektöre katma değer sağlayan projeler geliştireceğiz.
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği alanlarında başlatılmış çalışmaları kararlılıkla devam ettirirken, yalıtımın ülkemizde daha yaygın ve doğru şekilde uygulanmasına katkı sunacağız.
Ayrıca İZODER’in uluslararası alanda daha görünür ve etkin bir rol üstlenmesini de hedefliyoruz. Sektörümüzün küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla yurt dışındaki paydaşlarla iş birlikleri geliştirecek ve yeni projeler hayata geçireceğiz.
1 Nisan 2025 yılında yürürlüğe giren TS 825 standardı ile binalarda ısı yalıtımı kurallarında ne gibi değişiklikler oldu? Bu güncelleme sektörü nasıl etkiledi?
1 Nisan 2025 tarihi itibariyle revize TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı, zorunlu standart olarak yürürlüğe girdi. Yeni inşa edilecek ya da yalıtımı yeni yapılacak binalar açısından kritik bir adım atıldığını ve yeni bir dönemin başladığını söyleyebiliriz. Eskiye kıyasla enerji verimliliğini yüzde 25 iyileştiren revize standart ile birlikte binaların sadece ısıtma ihtiyacına göre tasarlanması dönemi sona erdi. Bundan böyle binalar ısıtma ve soğutma ihtiyacına göre tasarlanacak. Eski TS 825 standardı, ülkemiz 4 mevsimi yaşayan bir coğrafyada olmasına rağmen sadece ısıtma için tüketilen net enerji miktarına yönelik sınırlamalar getiriyordu. Örneğin; Antalya’daki bir konut ısıtma ihtiyacı dikkate alınarak ısı yalıtım projesi hazırlanıyordu. Revizyonla standarda soğutma ihtiyacının hesaplanmasına yönelik ilaveler yapıldı ve ülkemizde soğutma ihtiyacının da ısıtma ihtiyacı ile birlikte tasarım aşamasında dikkate alınmasına olanak sağlandı. Özetle revize standardın iklimsel gereksinimleri karşılamada çok daha verimli bir çözüm sunduğunu böylece enerji tüketimini de anlamlı ölçüde azaltacağı ifade edebiliriz.
Elbette yeni TS 825 standardının enerji tüketimini azaltıcı etkisini görmemiz için yeni standarda göre inşa edilmiş binaların ve yeni standarda göre tadilatı yapılan binaların sayısının artması gerekecek. Ancak uzun dönem ruhsat alma istatistikleri dikkate alındığında Türkiye’de ruhsat alan yeni binaların kabaca yılda 475 bin ton eşdeğeri petrol (TEP) ilave enerji talebi yarattığını söylemek mümkün. Yeni TS 825 standardı ile yılda yaklaşık 120 bin TEP enerji tasarrufu elde ederek ülke ekonomisine yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık katkı sağlanmış olacak. Yapılaşmanın ortalama hızda sürmesi ve ülkemizde hiç yenileme yapılmaması durumunda bile sadece 5 yılda (2030 sonu) sağlanacak verimlilikle ülke ekonomisine katkı yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Standardın hayata geçmesini sağlayan en önemli araçlardan biri olan İZODER TS 825 hesap programını da yeniledik ve ücretsiz olarak tasarımcı, denetim elemanı, belediye çalışanları vb. tüm ilgililerin kullanımına açtık. İnşaat firmaları, mimarlar, müteahhitler, mühendisler ve belediyeler gibi geniş bir paydaş grubunun bina tasarım, yapım ve yenileme süreçlerini doğrudan etkileyecek olan TS 825 ile ilgili tüm detaylı bilgilere web sitemizden ulaşılabilir.
Binalarımızı yalıtımlı hale getirmek enerji verimliliğini artırırken karbon emisyonlarının azalmasında da etkili oluyor. TS 825 Standardı revizyonunun en önemli artılarından biri de çevre dostu yapılaşmaya yapacağı katkı olacak. Yeni standarda uygun inşa edilecek binalar sayesinde doğaya yılda 600 milyon ton eşdeğerinde karbondioksit salınımının önüne geçilecek.
Su yalıtımı yapı güvenliğiyle ilişkisi hakkında bilgi verir misiniz?
Ne yazık ki deprem kuşağında yer alan bir ülke olmamıza rağmen güvenli yapılaşmanın temel unsurlarından biri olan yalıtım uygulamalarına hâlâ yeterince önem verilmiyor. Biz İZODER olarak yıllardır bu konunun altını çiziyoruz. Çünkü yalıtım sadece konfor ya da enerji tasarrufu meselesi değil aynı zamanda can güvenliğiyle doğrudan ilgili bir konu. Güvenli, konforlu ve enerji verimli yapılar artık Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri olmak zorunda.
Bugün yüzölçümünün yüzde 90’ından fazlası deprem kuşağında olan bir ülkede yaşıyoruz ve mevcut bina stokumuzun çok büyük bölümü betonarme. Büyük depremlerden sonra yapılan hasar tespit çalışmalarında yıkılan binaların çoğunda korozyon problemiyle karşılaşıyoruz. Betonarme yapılarda demirin paslanması yani korozyon, binanın adeta içten içe çürümesine neden oluyor. Ancak yalıtımla korozyona karşı güçlendirilmiş binalar depremin yıkıcı etkisi karşısında sağlam bir şekilde ayakta kalabilir. Su yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Bu da su yalıtımının ne kadar hayati bir konu olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımı zorunlu bir uygulamaya dönüştü. Söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef bu işin yeterince ciddiye alınmadığını ortaya koyuyor. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı.
Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor. Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm süreci, Türkiye’nin yapı stokunda kapsamlı bir yenilenme için kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye genelinde mevcut bina stokunun detaylı şekilde analiz edilmesi, güvenli hale getirilebilecek yapılar ile riskli binaların net biçimde ayrıştırılması gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan yapıların güçlendirilmesi; güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor. Bizim sürekli vurguladığımız nokta şu: Güvenli bina, doğru yalıtımla başlar. Bu anlayışın tüm paydaşlar tarafından benimsenmesi gerekiyor.
Ses yalıtımının sağlıklı ve konfor açısından önemi nedir?
Türkiye’de nüfusun çok büyük bir bölümü şehirlerde yaşıyor. Şehir yaşamının günlük temposu, trafiği, keşmekeşi içinde artık sıradan hale gelen gürültü aslında sağlığımız açısından ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; gürültünün insanın sadece beyin fonksiyonlarını değil tüm bedensel sistemlerini etkilediğini gözler önüne seriyor. Uzun süre gürültüye maruz kalmak; dikkat bozuklukları, duyma kayıpları, kulak çınlamaları, baş ağrısı, kan basıncında yükselme, sinirlilik, yorgunluk, uyku bozuklukları, hipertansiyon, stres gibi hastalıklara yol açıyor.
Gürültünün özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için bir süre sonra katlanılamaz bir durum haline geldiği bir gerçek… Fazla gürültü sağlık sorunlarının yanı sıra öğrencilerin eğitimdeki başarısını, çalışanların iş verimliliğini de olumsuz etkiliyor. Ses yalıtımı uygulamaları bunca soruna yol açan gürültü kirliliğinin olumsuz sonuçlarının önüne geçilmesinde önemli bir rol oynuyor. Fiziksel ve ruhsal sağlığımızı korumak için gürültüyü dışarıda bırakacak ses yalıtım uygulamalarının ihmal edilmemesi gerekli.
TÜİK tarafından yayınlanan 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri de yaşam kalitemizi düşüren pek çok sorunun yalıtımsızlıktan kaynaklandığını net olarak ortaya koyuyor. Konut ve çevre problemleri ile ilgili olarak kurumsal olmayan nüfusun yüzde 28,8’ü sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri gibi problemler yaşarken yüzde 27,9’u konutunda yalıtım olmadığı için ısınma sorunu yaşadığını dile getiriyor. Nüfusun yüzde 15,5’i ise komşulardan veya sokaktan gelen gürültüden dertli. Bu kişilerin hepsinin ortak sorunu yalıtımsızlık. Isı, su ve ses yalıtımı doğru şekilde yapılmış binalarda otursalardı bu sorunları yaşamıyor olacaklardı. Yalıtıma tüm unsurlarını dikkate alan bütüncül bir yaklaşımla bakmalıyız.
1 Haziran 2018’de yürürlüğe giren Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelikle, ses yalıtımının yeni binalarda uygulanması zorunlu hale getirildi. Bu düzenlemeye göre gürültü kirliliğine karşı binalarda kullanılan yalıtım sistemlerinin teknik kuralları belirlendi. Yönetmelik; yapı içinde oluşan TV, müzik, konuşma gibi komşulardan gelen gürültülerin yanı sıra, darbe sesleri, mekanik sistem ve servis ekipmanlarının gürültülerinin kontrol altına alınmasına yönelik önlemleri içeriyor. Konutların yanı sıra okul, hastane gibi halkın yoğun olarak bulunduğu binaları da kapsıyor. Konutlardan okullara, hastanelerden fabrikalara tüm yaşam alanlarında doğru yapılacak bir ses yalıtımı ile daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmek mümkün.
Yangın yalıtımının önemi konusunda bilgi verir misiniz?
Ülkemizde her yıl can ve mal kayıplarına yol açan çok sayıda yangın meydana geliyor. Ne yazık ki yangın konusunda çok acı tecrübeler yaşadık, bunların bir daha yaşanmaması için binalarımızda yangın güvenliğini merkeze alarak gerekli önlemleri almamız, bu konuda bilinç sahibi olmamız gerekiyor. Yanıcı pek çok malzemenin bulunduğu yaşam alanlarında temel hedef olası yangınların büyümeden durdurulması, sınırlandırılması ve insanların tahliyesi için zaman kazanılmasıdır.
Yangına karşı alınacak önlemler aktif ve pasif önlemler olarak ikiye ayrılır. Yangın çıktığı anda can ve mal kaybını en az seviyede tutmak, insanların tahliyesine zaman kazandırmak için alınan önlemlere ‘pasif önlemler’ diyoruz. Aktif önlemleri; gaz ve duman dedektörü, yağmurlama sistemi gibi yangınla birlikte devreye girmesi planlanan sistemler olarak sıralayabiliriz. Pasif önlemlere ise; metal yapılarda taşıyıcı kolon kirişlerin yangına dayanıklı malzemeler ile kaplanarak yalıtılması, bina içerisinde güvenli hacimler (yangın kompartımanları) ve kaçış yollarının teşkil edilmesi ve yangının yayılmasını önlemek için yapı elemanları arasındaki boşluklar veya bu elemanları delip geçen tesisatların etrafında yangın durdurucular ile alınan tedbirler gibi uygulamaları örnek olarak sayabiliriz. Özetle; pasif korunma önlemleri yapılarımızın yangına karşı savunma hattını, aktif korunma önlemleri ise yapılarımızın yangına karşı hücum hattını oluşturur. Pasif önlemler kapsamında yer alan yangın yalıtımı, olası bir yangın anında can ve mal güvenliği sağlar. Evlerin yanı sıra insanların topluca bulunduğu özellikle okul, hastane, otel, AVM, ibadethane gibi binalarda güvenli kaçış bölgeleri oluşturularak yangın çıktığı anda can ve mal kaybını mümkün olduğunca engellemek ve binadan tahliye edilmelerine zaman kazandırmak için yangın yalıtımı yapılması büyük önem taşıyor. Malzeme seçimi ve uygulamada ise Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğe uyulması, yapısal pasif yangın güvenliği tedbirlerinin, aktif yangın algılama, uyarı ve söndürme sistemleri ile birlikte bir bütün olarak ele alınması gerekiyor.
İZODER olarak 2026 yılı için sektöre dair öncelikli gündem maddeleriniz neler olacak?
2026 yılında enerji performansı yüksek, sağlıklı, güvenli ve konforlu binaların Türkiye genelinde yaygınlaşacağına dair inancımız artıyor. Güncellenen TS 825 Standardı ile çevre dostu bina hedefleri, birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak öne çıkıyor. Ulusal enerji verimliliği stratejileri, sektörün büyümesine ve yenilikçi uygulamaların gelişmesine olanak tanırken, kentsel dönüşüm sürecinin hız kazanması da yalıtım alanındaki dinamikleri güçlendiriyor. Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de mevcut binalarda yalıtımı teşvik eden uygulamaların yaygınlaşması, sektörümüzün büyümesine katkı sağlayacaktır.
İZODER olarak sektörümüzdeki bu dönüşüm sürecinin aktif bir paydaşı olmayı sürdürüyoruz. Mevzuat uyumuna katkı sağlamak, kamuoyunda farkındalığı artırmak ve sektörümüzü geleceğin gereksinimlerine hazırlamak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. 2026 yılında da çalışmalarımızı daha güçlü, daha bütüncül ve yenilikçi bir yaklaşımla sürdürecek; enerji verimli, güvenli, konforlu, sağlıklı ve sürdürülebilir binaların ülke genelinde yaygınlaşması için kararlılıkla çalışacağız.
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7442095422224990208
https://x.com/yatirimlardergi/status/2036329898441101377?s=20











