TÜREB Başkanı İbrahim Erden: "Yerli Üretim ve Tedarik Zinciri Rüzgarda Rekabet Gücümüzü Artırıyor"

  • 22 Eylül 2026

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Almanya’da düzenlenen WindEnergy Hamburg kapsamında Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki gelişimini uluslararası yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle buluşturdu. GWEC Global Markets Theatre kapsamında gerçekleştirilen “Market to Watch: Türkiye” oturumunda, Türkiye’nin karasal ve deniz üstü rüzgar potansiyeli, yeni yatırımlar, şebeke altyapısı, tedarik zinciri ve finansman olanakları ele alındı. Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgar ve güneşte toplam 120 GW kapasiteye ulaşma hedefinin de değerlendirildiği oturumda, bu hedef doğrultusunda altyapı ve yatırım ortamının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

 

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden’in moderatörlüğünde düzenlenen oturumun açılış konuşmasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya yaptı. 

Oturumda; Ateş Wind Power Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Güldoğan, Tersan Shipyard Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Paksu, Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres ve EBRD Türkiye ve Kafkasya’dan Sorumlu Enerji Bölge Başkanı David Managadze Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki yatırım, üretim, tedarik zinciri ve finansman fırsatlarını değerlendirdi. 

Özkaya: Türkiye, Rüzgarda Küresel Bir Merkez Olma Yolunda İlerliyor 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye’nin rüzgar enerjisinde üretim gücü ve Avrupa’ya yakınlığıyla önemli bir merkez olma yolunda ilerlediğini belirterek;

“Türkiye, rüzgar enerjisinde güçlü üretim kabiliyeti ve gelişen tedarik zinciriyle küresel ölçekte önemli bir merkez olma yolunda ilerliyor. Avrupa’nın enerji dönüşümünde Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konum, güçlü sanayi altyapısı ve yetişmiş insan kaynağı önemli bir avantaj sağlıyor. Önümüzdeki dönemde rüzgar yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte türbin ve ekipman üretiminden deniz üstü rüzgar projelerine, şebeke yatırımlarından yeni finansman modellerine kadar geniş bir alanda yeni fırsatlar ortaya çıkacak. 2035 hedeflerimiz doğrultusunda bu büyümeyi destekleyecek kapasite tahsisleri, öngörülebilir fiyatlandırma mekanizmaları, güçlü şebeke altyapısı ve yatırımcıların uzun vadeli karar almasını sağlayacak bir yatırım ortamı üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin rüzgar alanındaki mevcut sanayi birikimini daha ileri taşıyarak hem kendi enerji dönüşümümüzü hızlandırmasını hem de küresel rüzgar tedarik zincirinde daha güçlü bir konuma gelmesini hedefliyoruz. WindEnergy Hamburg gibi uluslararası platformlar da Türkiye’nin bu potansiyelini yatırımcılarla ve sektörün küresel oyuncularıyla paylaşmak açısından önemli bir fırsat sunuyor.” dedi.

“Yerli Üretim ve Tedarik Zinciri Rüzgarda Rekabet Gücümüzü Artırıyor” 

Oturumun moderatörlüğünü üstlenen TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgar enerjisinde güçlü bir sanayi ve tedarik zinciriyle de öne çıktığını dile getirerek;

“Rüzgar artık enerji bağımsızlığımızın ve sanayimizin geleceğinin de temel yapı taşlarından biridir. Türkiye, 20 yılı aşan rüzgar sanayisi geçmişiyle bugün Avrupa’nın en güçlü 5 rüzgar sanayisi ülkesinden biri konumundadır. İlk yıllarda yurt dışından temin edilen türbin, kule ve kanat gibi ekipmanların bugün Türkiye’de üretiliyor olması, doğru ve istikrarlı politikaların sanayide nasıl bir kapasite oluşturabildiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu birikimi daha da ileri taşımamız gerekiyor. Yerli üretimi desteklerken sektörün rekabetçiliğini koruyan yeni destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda büyüyecek rüzgar pazarını yalnızca bir enerji yatırımı alanı olarak değil, aynı zamanda güçlü bir üretim, teknoloji, istihdam ve ihracat fırsatı olarak değerlendirmesi gerekiyor. Hedefimiz, Türkiye’yi küresel rüzgar tedarik zincirinde daha güçlü ve kalıcı bir aktör haline getirmektir.” ifadelerini kullandı.

Türk Üreticilerin Küresel Rekabette Avantajı Güçleniyor 

Ateş Wind Power Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Güldoğan, Türkiye’nin Avrupa pazarlarına yakınlığı ve lojistik avantajlarının önem kazandığını belirterek; 

“Türkiye’nin Avrupa pazarlarına sunduğu kısa teslimat süreleri ve güçlü lojistik altyapısı, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizi tedarik zincirleri açısından daha kritik bir konuma taşıyor. Son dönemde rekabet gücünü zorlayan maliyet baskılarının giderek dengelenmesiyle birlikte, Türk üreticilerin önümüzdeki dönemde daha güçlü bir rekabet ortamı yakalayacağına inanıyoruz. Bunun için üretim verimliliğini artırmaya, maliyetleri optimize etmeye ve küresel pazarlardaki konumumuzu güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin Lojistik Gücü Deniz Üstü Rüzgarda Avantaj Sağlıyor 

Tersan Shipyard Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Paksu, Türkiye’nin üretim ve lojistik altyapısının özellikle deniz üstü rüzgar yatırımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyleyerek;

“Türkiye, Avrupa pazarlarına yakınlığı, güçlü üretim altyapısı ve gelişen liman ve lojistik kapasitesiyle rüzgar enerjisinde önemli bir üretim ve tedarik merkezi olma potansiyeline sahiptir. Özellikle deniz üstü rüzgarın gelişmesiyle birlikte tersaneler, limanlar ve yerli tedarikçiler için yeni fırsatlar ortaya çıkacak. Önümüzdeki dönemde bu potansiyeli değerlendirmek, hem Türkiye’deki projelerin gelişimine hem de küresel rüzgar tedarik zincirindeki konumumuzun güçlenmesine katkı sağlayacaktır.” dedi.

Rüzgarın Geleceğinde Teknoloji ve Şebeke Kritik Rol Oynuyor 

Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres, Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki büyümesinin güçlü bir teknoloji altyapısı ve şebeke yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirterek;

“Türkiye’nin rüzgar enerjisinde önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı büyüme, kapasitenin güvenli ve verimli şekilde sisteme entegre edilmesini sağlayacak teknoloji ve altyapıyla birlikte ele alınmalıdır. Artan yenilenebilir enerji kapasitesi, şebekenin daha esnek, güçlü ve dijital hale getirilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve gelişen yenilenebilir enerji pazarı, bu dönüşümde önemli fırsatlar sunuyor. Teknoloji, şebeke yatırımları ve doğru planlama birlikte ilerlediğinde Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki potansiyelini daha güçlü şekilde değerlendirebileceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Rüzgar Yatırımlarında Finansman ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor 

EBRD Türkiye ve Kafkasya’dan Sorumlu Enerji Bölge Başkanı David Managadze ise, Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımları açısından sunduğu potansiyele ve uluslararası finansman imkanlarının önemine dikkat çekerek;

“Türkiye, rüzgar enerjisinde büyüme potansiyeli yüksek ve uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunan bir pazardır. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi için öngörülebilir bir yatırım ortamı, güçlü proje hazırlığı ve farklı finansman kaynaklarına erişim büyük önem taşıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması, Türkiye’nin enerji dönüşümünü desteklerken aynı zamanda yeni iş birlikleri ve uzun vadeli yatırım fırsatları da yaratacaktır.” ifadelerini kullandı.

 

 

 

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7508170555267690496

 

Davinci Enerji

BENZER HABERLER