TÜREB’den COP31’e Özel Rapor Serisi: Rüzgar Enerjisinde Sosyal Kabul
- 7 Kasım 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1816
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında, rüzgar enerjisinde sosyal kabulün önemini ve iyi uygulama örneklerini ele alan üç rapordan oluşan “Rüzgar Enerjisinde Sosyal Kabul” başlıklı özel rapor serisini yayımladı. Uluslararası deneyimleri, Türkiye’deki yatırımcıların saha tecrübelerini ve yerel halkın görüşlerini bir araya getiren seri, rüzgar enerjisi yatırımlarında toplumsal güvenin güçlendirilmesi, yerel katılımın artırılması ve adil fayda paylaşımının sağlanmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Çalışma, sosyal kabulün proje geliştirme aşamasından işletme dönemine kadar tüm süreçlerde gözetilmesi gereken temel bir unsur olduğuna dikkat çekiyor.
Dünya deneyiminden Türkiye’nin saha gerçeklerine uzanan üç rapor
Üç ayrı çalışmadan oluşan rapor serisi, rüzgar enerjisinde sosyal kabulü farklı boyutlarıyla inceliyor. İlk rapor, Danimarka, Almanya, Hollanda ve Birleşik Krallık’taki uygulamaları değerlendirerek Türkiye için uyarlanabilir modelleri ortaya koyuyor. İkinci rapor, Türkiye’de faaliyet gösteren beş büyük rüzgar enerjisi yatırımcısıyla gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlara dayanarak şirketlerin proje geliştirme ve işletme süreçlerinde karşılaştığı sorunları, edindiği deneyimleri ve çözüm yaklaşımlarını ele alıyor. Üçüncü rapor ise Ege ve Marmara bölgelerinden seçilen iki yerel vakayı, bölgede yaşayanların ve sivil toplumun bakış açısından inceliyor.
Genel kamuoyu desteği, yerel kabulü de beraberinde getiriyor
Uluslararası örnekler, rüzgar enerjisine yönelik toplumsal desteğin yerel ölçekte de güçlenmesinde katılımcı ve şeffaf süreçlerin belirleyici olduğunu gösteriyor. Bir bölgede hayata geçirilmesi planlanan rüzgar enerjisi projesinin yerel halk tarafından benimsenmesinde; bölge sakinlerinin karar süreçlerine katılması, yatırımcılarla kurulan güven ilişkisi ve projenin sağlayacağı faydaların adil biçimde paylaşılması önemli rol oynuyor.
Raporda, yerel halkın proje süreçlerine dahil edilmemesi, kamu kurumlarına ve yatırımcılara duyulan güven, arazi kullanımı, bölgenin doğal ve kültürel dokusunun korunması ve doğru bilgilendirme gibi konular sosyal kabulü doğrudan etkileyen başlıklar arasında sıralanıyor. Bu çerçevede yerel halkla iletişimin proje planlama aşamasında başlaması, bölge sakinlerinin beklenti ve önerilerinin dikkate alınması ve proje boyunca açık bir iletişim sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Rüzgar Enerjisinde Sosyal Kabul Bir İletişim Değil, Yönetişim Meselesi
Türkiye’de faaliyet gösteren beş büyük rüzgar enerjisi yatırımcısıyla yapılan görüşmeler, sosyal kabulün proje geliştirme ve işletme süreçlerinde önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar, yerel halkla proje henüz planlama aşamasındayken iletişim kurulmasının ve yüz yüze görüşmelerin sürdürülmesinin güven oluşturduğunu vurguluyor. Görüşmelerde arazi kullanımı, kamulaştırma ve gelir kaybı yerel halkın öncelikli soruları arasında sıralanırken doğru bilgilendirmenin de sürecin önemli bir parçası olduğu belirtiliyor.
Raporda, yerel ihtiyaçlara göre belirlenen fayda modellerinin toplumsal desteği güçlendirdiği ve kadınların karar süreçlerine katılımının artırılması gerektiği ifade ediliyor.
Yerel vakalar, kabulün koşullara bağlı ve değişken olduğunu gösteriyor
Ege ve Marmara bölgelerindeki iki yerel vakayı inceleyen raporlardan biri, sosyal kabulün bölgenin özelliklerine ve projenin yürütülme biçimine göre şekillendiğini ortaya koyuyor. Ege’deki örnekte; inşaat sürecinin etkileri, bilgilendirme çalışmaları ve yerel halkla iletişimin devamlılığı öne çıkarken Marmara’daki örnekte; yer seçimi, ormanların korunması, su kaynakları ve kuş göç yolları belirleyici oluyor.
Bulgular, yerel halkın projelere yaklaşımında çevresel etkilerin yanı sıra karar süreçlerine katılımın ve şeffaf iletişimin de önemli olduğunu gösteriyor. Raporda, sosyal kabulün proje süresince korunması ve yerel halkla iletişimin devam ettirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
TÜREB’den sektör genelinde ortak sosyal kabul yaklaşımı çağrısı
Üç raporun ortak değerlendirmesi, rüzgar enerjisinde sosyal kabulün erken katılım, güvene dayalı iletişim ve adil fayda paylaşımıyla güçlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Raporda, yerel halkın proje süreçlerine en başından itibaren dahil edilmesi ve iletişimin santralin işletme döneminde de sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor.
TÜREB, bu doğrultuda sektör genelinde ortak bir yaklaşım geliştirilmesini öneriyor. Sosyal kabul rehberlerinin hazırlanması, doğru bilgilendirme çalışmalarının yaygınlaştırılması, eğitim programlarının düzenlenmesi ve yerel fayda paylaşımına yönelik ortak ilkelerin belirlenmesi bu yaklaşımın temel adımları arasında yer alıyor. Ayrıca sektördeki iyi uygulamaların paylaşılacağı ortak bir platform oluşturulması da öneriliyor.
“Yerel kabul, projenin ilk adımından itibaren kazanılıyor”
TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, seriyle sektörün sosyal kabul konusunda ortak bir zemin oluşturmasının hedeflendiğini belirterek şöyle konuştu:
“Rüzgar enerjisinde hedeflerimize ilerlerken sosyal kabul, projelerin dışında duran bir başlık olmaktan çıkıp merkezine yerleşiyor. Bu çalışmayla dünya deneyimini, yatırımcılarımızın sahadaki tecrübesini ve yerel halkın bakışını aynı masaya getirdik. Ortaya çıkan tablo çok net: yerel kabul, proje hayata geçtiğinde değil, ilk adımından itibaren; açık iletişimle, verilen sözlerin tutulmasıyla ve faydanın adil paylaşılmasıyla kazanılıyor.
“COP31’in Antalya’da toplanacağı bu dönemde, rüzgar enerjisinin sahadaki komşuluğunu da güçlendirmemiz gerekiyor. TÜREB olarak yatırımcılarımızla, yerel yönetimlerimizle, kamu kurumlarımızla ve sivil toplumla birlikte bu ortak çerçeveyi hayata geçirmek için çalışmaya hazırız.”
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7524751979051442176





