Barajlar ve Baraj Gölleri Günü: Su ve Enerji Güvencesiyle Sürdürülebilir Geleceğe
- 28 Mayıs 2025
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1741
Barajlar içme, kullanma ve sulama suyu gibi temel ihtiyaçların karşılanması yanında temiz enerji üretimi ve iklim değişikliği ile mücadeleye sağladığı katkı bakımından vazgeçilmez tesisler olarak ekonomik, sosyal ve çevresel birçok faydayı insanlığın hizmetine sunuyor.
Barajlar ve Baraj Gölleri Günü, ilk kez 2024 yılında kutlanmaya başlanmış olup, Uluslararası Büyük Barajlar Komisyonunun (ICOLD) Avrupa Komitesi (EurCOLD) tarafından her yıl mayıs ayının ikinci yarısında gerçekleştirilen bir farkındalık etkinliğidir. 2025 yılı etkinlik tarihi olarak 28 Mayıs belirlendi.
Barajlar ve Baraj Gölleri Günü, küresel ısınma ve iklim değişikliği sebebiyle önemi daha da artan su kaynaklarına ve artan su taleplerinin karşılanması bakımından barajların önemine dikkat çekmek; baraj ve baraj göllerinin sosyal, ekonomik ve çevresel faydalarına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla düzenleniyor.
Her yıl belirlenen bir tema vurgusu ile kutlanması planlanan “Barajlar ve Baraj Gölleri Günü”nün bu yıl ki teması “Avrupa için Su ve Enerji Güvenliği” olarak seçilmişti.
Barajlar: Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı
Barajlar yağışlı dönemlerde biriktirdiği suyu, kurak dönemlerde vatandaşların ve tüm sektörlerin hizmetine sunan kritik öneme sahip su yapılarıdır. İçme suyu temininden tarımsal sulamaya, hidroelektrik enerji üretiminden taşkın kontrolüne, su ürünleri yetiştiriciliğinden ulaşım ve taşımacılığa, güneş enerjisi üretiminden turizm ve su sporlarına kadar geniş bir yelpazede ekonomik, sosyal ve çevresel faydalar üreten depolama tesisleri, kuraklığın hüküm sürdüğü dönemlerde vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanmasına ve üretim faaliyetlerinin kesintiye uğramadan devam etmesine imkân sağlıyor.
Havza özelliklerine göre planlanan su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil ediyor. Barajlar hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleridir.
Türkiye’nin Baraj Mühendisliği Alanında Saygın Bir Yeri Var
Türkiye gerek Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) eliyle gerekse özel sektör tarafından inşa ettiği barajlar ile dünyada bu alanda saygın ve güçlü bir konumda bulunmaktadır. Ülkemizde farklı gövde tiplerinde ve farklı boyutlarda yüzlerce baraj inşa edildi. Bu barajlar arasında dolgu hacmi, yükseklik, rezervuar kapasitesi ve kret uzunluğu gibi teknik karakteristikler bakımından dünya sıralamalarında üst noktalarda yer alan çok sayıda baraj bulunuyor. Ülkemizin yükseklik ve kret uzunluğu hariç diğer bütün alanlarda en büyük barajı olan Atatürk Barajı; kurulu güç, dolgu hacmi, rezervuar kapasitesi bakımından Avrupa’nın en büyük barajı ve hidroelektrik santralidir. Bu abidevi eser dolgu hacmi bakımından dünya sıralamasında da altıncı sırada yer alıyor.
Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı ve HES ise ön yüzü beton kaplı kaya dolgu barajlar arasında; dolgu hacmi, kret uzunluğu ve beton yüzey alanı bakımından dünyanın en büyüğü. Cumhuriyetimizin 100. yılında enerji üretimine başlayan Yusufeli Barajı ve HES ise çift eğrilikli beton kemer gövde kategorisinde 275 metre yüksekliği ile dünya sıralamasında beşinci sırada yer alarak ülkemizin övünç kaynağı barajlardan biri oldu. Yine Deriner, Ermenek, Çine Adnan Menderes, Yukarı Kaleköy gibi barajlar gerek yapım teknikleri gerekse sahip oldukları karakteristik özellikler çerçevesinde uluslararası alanda ses getiren tesisler oldu.
Ülkemizde 2024 yılı sonuna kadar 1802 adet depolama tesisi (baraj, gölet, bent) hizmete alınarak 183,4 milyar metreküplük su depolama kapasitesi geliştirildi. Bu su kütlesi; Ankara, Konya, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, ve Nevşehir illerimizin toplam yüzölçümüne eşit bir alanda, iki metre yüksekliğinde bir göl oluşturabilecek hacme sahip. Bu dev su kütlesi, kurak periyotlarda ülkemizin en büyük güvencesi olmakta.
İklim Değişikliğine Karşı Stratejik Altyapılar
Barajlar; iklim değişikliği ile birlikte sıklığı, şiddeti ve etkinlik alanı artan taşkın ve kuraklık gibi suya bağlı afetlerin yönetilmesinde ve en az zararla atlatılmasında önemli bir rol üstlenmekte. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de daha sık karşılaşmaya başladığımız kurak dönemler, barajlarımızda depolanan sular sayesinde tarımsal sulamada ciddi bir sıkıntı oluşmadan yönetilebildi.
Barajlar temiz enerji üretimi ile de iklim değişikliğine sebep olan karbon salınımının azaltılmasına katkı veriyor. 2024 yılında ülkemizde üretilen elektrik enerjisinin %21,5’i, suyun güçlü ve temiz enerjisini ülke ekonomisine kazandıran hidroelektrik santrallerden elde ediliyor. 2024 yılında hidroelektrik santrallerden elde edilen elektrik enerjisinin, %76,4’ü Barajlı HES’lerde, %23,6’sı ise nehir tipi santrallerde üretildi. Bu temiz enerji üretimi sayesinde atmosfere salınacak karbondioksitten 41 milyon tonluk azaltım sağlandı.
Öte yandan Barajlı HES’ler rezervuarlarında biriktirdikleri su ile aynı zamanda potansiyel enerjiyi de depolamak gibi kendisini diğer santrallerden ayıran benzersiz bir özelliğe de sahiptir. İhtiyaç anında rezervuarda depolanan su süratle elektrik enerjisine dönüştürülerek ani ve pik elektrik talepleri karşılanabiliyor.
DSİ, baraj göllerinin çok amaçlı kullanımı çerçevesinde tesis ettiği yüzer güneş enerjisi sistemleri (Yüzer GES) ile hidroelektrik enerji üretiminin yanı sıra güneş enerjisi üretimine de başlamıştı. Bu kapsamda 2024 yılında Keban Barajı rezervuar yüzey alanında ülkemizin ilk yüzer GES’i işletmeye alınmıştı. Yüzer GES’ler sayesinde hem temiz enerji üretimine katkı sağlanacak hem de baraj göllerinde buharlaşmadan kaynaklanan su kayıpları azaltılacak.
Göçmen Kuşlar İçin Yeni Yaşam Alanları
Barajlar, Uluslararası Ramsar Sözleşmesince benimsenen 42 tip sulak alan sınıflandırmasında yer alan yapay sulak alanlardan sayılıyor. Baraj gölleri uzun bir zaman sürecinde tabii hayatın daha elverişli şartlara kavuşmasını ve gelişmesini sağlayan sulak alanlar haline dönüşüyor. Ülkemizde başta Atatürk Barajı olmak üzere Keban, Hirfanlı, Sarıyar, Yedikır ve Karakaya Baraj gölleri biyolojik çeşitliliğin yaşandığı ve göçmen kuşların konakladığı sulak alanlara dönüşmüştü. Son yıllarda inşa edilen Hatay Reyhanlı Barajı ve Kars Barajı da göçmen kuşların konaklama, barınma, beslenme ve üreme alanları haline geldi.





