Çınar Mühendislik Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Şahin ÇED Yönetmeliği Değişikliği Hakkında Değerlendirme Yaptı
- 20 Ağustos 2025
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1753
Çınar Mühendislik Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Şahin 26 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği değişikliğine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Yatırımlar Dergisi için hazırlanan değerlendirmede, özellikle 29 Temmuz 2022 tarihli yönetmelikle karşılaştırıldığında yapılan teknik, hukuki ve uygulamaya yönelik yeniliklere dikkat çekildi. Şahin, ÇED sisteminde öngörülebilirlik, hukuki güvenlik ve yatırımcıya tanınan yasal teminatlar çerçevesinde sürdürülebilirlik ilkesinin ön plana çıkarıldığını vurguladı. Yapılan revizyonların, rüzgar ve güneş projelerinde eşik değer güncellemeleriyle yatırım kolaylılığı ve çevresel denetim arasında dengeli bir yaklaşım benimsediğini; jeotermal projelerde ise faaliyet bazlı ayrımların netleştirilerek yorum farklılıklarının ve hukuki belirsizliklerin giderilmeye çalışıldığını belirtti.
Sonuç olarak, bu düzenlemelerin yalnızca yönetmeliksel bir güncelleme değil, aynı zamanda ÇED sistemini yatırımcılar için daha öngörülebilir, kamu için daha kabul edilebilir ve hukuk açısından daha sağlam bir yapıya dönüştürme vizyonu taşıdığı değerlendirildi.
Mustafa Şahin tarafından yapılan söz konusu değerlendirmenin tam metni aşağıda yer alıyor:
Özet:
Bu çalışma, Türkiye'de 29.07.2022 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği ile 26.06.2025 tarihli değişiklikleri karşılaştırmalı biçimde incelemektedir. Çalışmada, Danıştay Altıncı Dairesi’nin E.:2022/7584, E.:2022/7545 ve E.:2022/7391 sayılı kararları başta olmak üzere, ÇED süreçlerine ilişkin bu yürütmeyi durdurma kararlarının gerekçeleri analiz edilmekte, ÇED sisteminde belirlilik, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin nasıl yeniden inşa edilmeye çalışıldığı ortaya konulmaktadır. Rüzgâr ve güneş projelerinde eşik değerlerin güncellenmesiyle yatırım kolaylığı ve çevresel denetim arasında kurulan dengenin sınırları tartışılmış; jeotermal projelerde ise faaliyet türlerine göre ayrıştırılan düzenlemelerin hukuki dayanakları ve uygulama sonuçları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, söz konusu değişikliklerin yalnızca teknik değil, stratejik ve yönetsel bir dönüşüm hedefi olduğu; ÇED sisteminin yatırımcılar için hukuki güvence kazandırma ve toplumsal kabulü güçlendirme işlevi daha belirgin bir şekilde üstlendiği değerlendirilmektedir.
Metin:
Türkiye'de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği, ilk olarak 7 Şubat 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme ile birlikte, çevresel etkilerin proje bazında değerlendirilmesine ilişkin uygulamalar yasal bir dayanak kazanmış; yatırım kararlarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel boyutlarıyla da değerlendirilmesini sağlayan kurumsal bir yapı oluşturulmuştur.
1993 yılındaki ilk düzenlemeden bu yana, çevresel hassasiyetlerin artması, sektörel çeşitlilik, uluslararası yükümlülükler, toplumsal katılım beklentileri ve yargı kararları doğrultusunda, ÇED Yönetmeliği sırasıyla 1997, 2003, 2008, 2013, 2014 ve 2022 yıllarında yeniden yayımlanmış ve çeşitli revizyonlara tabi tutulmuştur.
Bu değişiklikler çoğunlukla aşağıdaki çok boyutlu etkenlerle şekillenmiştir:
- Sektörel çeşitliliğin ve proje tiplerinin artması, teknik gelişmeler,
- Avrupa Birliği müktesebatıyla uyum sağlama gerekliliği,
- Yargı kararları (özellikle Danıştay iptalleri ve yürütmeyi durdurma kararları),
- Uygulamada karşılaşılan teknik ve idari sorunlar,
- İklim değişikliği ile mücadele ve sıfır atık çalışmaları,
- Toplumun katılımına ilişkin beklentilerdeki artış ve sosyal duyarlılığın yükselmesi.
Zaman içerisinde çevresel değerlendirmenin kapsamı genişletilmiş; “Paydaş Katılım Planı”, “Kümülatif Etki Değerlendirmesi”, “Çevresel ve Sosyal Eylem Planı”, “Çevre İzleme Planı” gibi kavram ve uygulamalar ÇED sistemine dâhil edilmiştir. Bu süreç, ÇED’e giderek daha stratejik, sosyal ve paydaş odaklı bir yaklaşımın benimsetildiği bir zemin oluşturmuş; ÇED, yalnızca çevresel bir prosedür olmaktan çıkarak, sosyal, ekonomik ve etik boyutları içeren çok paydaşlı bir karar destek mekanizmasına dönüşmüştür.
Bu dönüşümün en kapsamlı ve sistematik adımı, 29 Temmuz 2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği ile atılmıştır. Yeni Yönetmelik, geçmişteki uygulama sorunlarını çözmeyi, Danıştay kararları ile oluşan hukuki boşlukları doldurmayı ve uluslararası çevresel değerlendirme sistemleriyle daha yüksek düzeyde uyum sağlamayı hedeflemektedir. Ayrıca, halk katılımı, sosyal etki yönetimi, proje türlerinin yeniden sınıflandırılması ve eşik değerlerin güncellenmesi gibi başlıklarda da önemli düzenlemeler içermektedir.
Bu yönleriyle 2022 Yönetmeliği, yalnızca bir güncelleme değil; Türkiye’nin çevresel karar alma sisteminde yeni bir eşik oluşturan bütüncül bir düzenleme niteliğindedir.
Ancak uygulama sürecinde ortaya çıkan ihtiyaçlar, yargı kararları ve sektörel gelişmeler doğrultusunda bazı hükümlerinin revize edilmesi gereği doğmuştur.
Bu kapsamda, 26.06.2025 tarihli değişiklik ile ÇED Yönetmeliği’nde bazı madde, bent ve ek liste yeniden düzenlenmiş, bazı tanımlar yürütmesi durdurulan yargı kararları çerçevesinde yeniden tanımlanmış, bazı proje türlerine ilişkin eşik değerlerde güncellemeye gidilmiş ve belirli alanlarda daha net uygulama ilkeleri getirilmiştir.
Aşağıda sunulan tablo; değişiklik başlığı, 29.07.2022 tarihli yürürlükteki yönetmelik maddesi ve 26.06.2025 tarihli düzenleme karşılaştırmasını içeren bir şekilde yapılandırılmıştır.
|
Değişiklik Başlığı |
29.07.2022 Yönetmelik Detayı (Resmi Gazete 29/07/2022-31907) |
26.06.2025 Yönetmelik Değişikliği (Resmi Gazete 26/06/2025-32938) |
|
|
Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte geçen;
|
b) Askıda ilan: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlüğü, kaymakamlık veya muhtarlık binasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuruyu, |
b) Askıda ilan: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlüğü, kaymakamlık (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7584 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: veya) ve muhtarlıkta bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuruyu, |
|
|
Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte geçen;
|
ı) Çevresel etki değerlendirmesi inceleme alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin de içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı, |
ı) (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/10/2023 tarihli ve YD İtiraz No.:2023/796 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan bent; Çevresel etki değerlendirmesi proje alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı,) |
|
|
Çevresel etki değerlendirmesi sürecinin başlatılması ve komisyonun kuruluşu MADDE 8- |
(4) Proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığı, ÇED sürecinin başladığı, ÇED başvuru dosyasının halkın görüşüne açıldığı ve ÇED süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin il müdürlüğüne veya Bakanlığa verilebileceğine dair duyuru, Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasında ilan edilir. Ayrıca askıda ilan, anons ve benzeri şekilde de halka duyurulabilir. |
(4) Proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığı, ÇED sürecinin başladığı, ÇED başvuru dosyasının halkın görüşüne açıldığı ve ÇED süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin il müdürlüğüne veya Bakanlığa verilebileceğine dair duyuru, Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasında ilan edilir. Ayrıca il müdürlüğü tarafından askıda ilan, anons ve benzeri şekilde de halka (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7428 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: duyurulabilir). duyurulur. |
|
|
EK– 1
ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ UYGULANACAK PROJELER LİSTESİ
|
MADEN
|
25- Madencilik projeleri; a) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dâhil) planlanan açık işletmeler, b) Fiziksel yöntemler hariç, cevher zenginleştirme tesisleri ve/veya bu zenginleştirme tesislerine ilişkin atık tesisleri,
|
25- Madencilik projeleri; a) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dâhil) planlanan açık işletmeler, b) Fiziksel yöntemler hariç, cevher zenginleştirme tesisleri ve/veya bu zenginleştirme tesislerine ilişkin atık tesisleri “c) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama, kurutma ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler,” |
|
RES |
41- Rüzgâr enerji santralleri,
|
41- a) 15 adet türbin ve üzeri Rüzgâr enerji santralleri, b) Denizüstü rüzgâr enerji santralleri,”
|
|
|
GES |
43- Proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri,
|
43- Proje alanı 25 hektar ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç),
|
|
|
ELEKTRİK İLETİM HATTI |
44-154 kV (kilovolt) ve üzeri gerilimde ve 15 km ve üzeri sürekli uzunluktaki elektrik enerjisi iletim hatları,
|
44-154 kV (kilovolt) ve üzeri gerilimde ve 50 km ve üzeri sürekli uzunluktaki elektrik enerjisi iletim hatları, |
|
|
EK-2
ÇEVRESEL ETKİLERİ ÖN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMEYE TABİ PROJELER (Ek-1’deki Listede Yer Alan Alt Sınırlar Bu Listede Üst Sınır Olarak Alınır) |
MADEN
|
1- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7391 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: 500 ton/gün taş kömürü ve bitümlü maddelerin gazlaştırılması ve sıvılaştırılması projeleri,) |
1- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7391 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: 50 ton/gün ve üzeri taş kömürü ve bitümlü maddelerin gazlaştırılması ve sıvılaştırılması projeleri,) |
|
JEOTERMAL KAYNAK |
39- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7584 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: Jeotermal kaynağın aranması ve/veya çıkartılması,)
|
39- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7584 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: Jeotermal kaynağın çıkarılması veya kullanılması (Ek-1 listesi 42 nci madde hariç diğer kullanımlar), |
|
|
GES |
41-Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç), |
41-Proje alanı 7,5 hektar ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç),
|
|
|
BARAJ VE GÖLET |
42-Göl hacmi 1 milyon m3 ve üzeri olan baraj veya göletler (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7428 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: (rekreasyon amaçlı yapılanlar hariç),) |
42-Göl hacmi 1 milyon m3 ve üzeri olan baraj ve göletler (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7428 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: (rekreasyon amaçlı yapılanlar hariç),)
|
|
|
YERALTI SUYU |
43- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7545 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri,)
|
43- (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7545 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde: 300.000 m3/yıl ve üzerinde Yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri,) |
|
|
MADEN VE JEOTERMAL KAYNAK ARAMA |
45- Madencilik projeleri; b) (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7391 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan bent: 10.000 m3/yıl ve üzeri kapasiteli blok mermer ve dekoratif taşların kesme, işleme ve sayalama tesisleri,)
|
45- Madencilik projeleri; b) (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7391 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan bent: 5.000 m3/yıl ve üzeri kapasiteli mermer ve dekoratif taşların kesme, işleme ve sayalama tesisleri,)
g) Jeotermal kaynak arama projeleri (sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç),
|
|
|
RES |
- |
57- 1-15 adet türbin arası rüzgâr enerji santralleri, |
|
Yönetmelik değişikliği ile birlikte; ÇED Yönetmeliği Ek-1 listesinde 25, 41, 43 ve 44. maddeler ile Ek-2 listesi 1, 39, 41, 42, 43 ve 45. maddelerde değişiklik ve 57. madde ilavesi yapılmıştır.
Özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi projelerine ilişkin eşik değerlerin güncellenmesi, bu alanlarda hızla artan yatırım talebiyle birlikte gelen çevresel ve sosyal etkilerin daha etkin biçimde yönetilmesine olan ihtiyacı yansıtmaktadır. Özellikle rüzgâr projelerinde türbin sayısına dayalı bir eşik değerin getirilmesi ve denizüstü (offshore) RES projeleri için ayrı bir değerlendirme başlığının açılması, teknolojik gelişmelerin ve yatırım çeşitliliğinin ÇED sürecine entegre edilmesini sağlamaktadır.
Güneş enerjisi yatırımlarında ise proje alanı büyüklüğüne dayalı eşik değerlerde yapılan değişiklik, yoğun arazi kullanımı ve bununla ilişkili ekolojik baskılar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Çatı ve cephe sistemlerinin kapsam dışı bırakılması ise bu alandaki küçük ölçekli bireysel ve kurumsal uygulamaların teşvikini engellemeyecek şekilde bir hassasiyet gözetildiğini göstermektedir.
Bu yönüyle yapılan değişiklikler, bir yandan yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemeye yönelik genel politika yaklaşımını yansıtırken; diğer yandan çevresel denetim mekanizmasını proje büyüklüğü ve potansiyel etkilerine göre daha seçici kılmayı hedeflemektedir. Eşik değerlerin yukarı yönlü revize edilmesiyle birlikte, çevresel etkileri görece sınırlı olan küçük ölçekli projelerin ÇED kapsamı dışında bırakılması, uygulayıcı kurumlar açısından operasyonel yükün azaltılması amacına hizmet etmektedir. Bununla birlikte, bu yaklaşımın çevresel denetimin kapsamını daraltabileceği ve yerel ölçekte birikimli etkilerin göz ardı edilebileceği yönünde eleştiriler de gündeme gelmektedir. Bu nedenle, düzenlemenin uygulama sürecinde; yer seçimi, bölgesel hassasiyetler ve kümülatif etki değerlendirmeleri gibi kriterlerin göz önünde bulundurulması, çevresel koruma düzeyinin zayıflatılmaması açısından önem arz etmektedir. Sonuç olarak, yapılan düzenlemeler, yatırım süreçlerini kolaylaştırmakla birlikte, çevresel denetim hassasiyetinin sürdürülmesi gerekliliğini de beraberinde getirmektedir.
Diğer yandan 26.06.2025 tarihli ÇED Yönetmeliği değişiklikleri kapsamında, jeotermal projelere ilişkin en dikkat çekici düzenlemeler, Ek-2 listesinde yer alan proje türlerine ilişkindir. Bu kapsamda yapılan değişiklikler, jeotermal kaynakların arama, çıkarılması ve kullanılması faaliyetlerini daha açık şekilde tanımlamakta; uygulamada karşılaşılan yorum farklılıklarını ve hukuki belirsizlikleri (Danıştay Altıncı Dairesi’nin 16.02.2023 tarihli ve E.2022/7584 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan madde) gidermeyi hedeflemektedir.
Buna karşılık, Ek-1 listesinde yer alan 42. madde (Jeotermal enerji santralleri) aynen korunmuş; bu kapsamdaki büyük ölçekli projelere ilişkin değerlendirme eşiği ve uygulama çerçevesi değiştirilmemiştir. Bu durum, Bakanlığın büyük ölçekli jeotermal enerji santrallerinin mevcut uygulama pratiğini yeterli bulduğunu, asıl ihtiyaç duyulan değişikliğin Ek-2 kapsamındaki arama ve küçük ölçekli faaliyetlere ilişkin olduğunu göstermektedir.
Bu doğrultuda, 29.07.2022 tarihli yürürlükteki ÇED Yönetmeliği’nin Ek-2 Listesi 39. maddesinde yer alan:
“Jeotermal kaynağın aranması ve/veya çıkartılması”
ifadesi, 26.06.2025 tarihinde yapılan değişiklik ile birlikte şu şekilde yeniden düzenlenmiştir:
“Jeotermal kaynağın çıkarılması veya kullanılması (Ek-1 Listesi 42 nci madde hariç diğer kullanımlar)”
Bu değişiklikle, “arama” faaliyetleri madde metninden çıkarılmış ve Ek-2 Listesi altında yeni bir alt başlık olan 45-g maddesi ile ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu yeni düzenleme şu şekildedir:
45-g) Jeotermal kaynak arama projeleri (sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç)
Bu yapısal değişiklik ile birlikte:
- Jeotermal arama faaliyetleri, artık bağımsız bir madde kapsamında ve yalnızca belirli yöntemlerle (örneğin: derin sondaj hariç sismik, jeofizik vb.) yapılan çalışmalar dışında ÇED süreci kapsamında değerlendirilecektir.
- Jeotermal kaynak çıkarılması veya kullanılması gibi faaliyetler ise, kaynağın farklı projelerde veya amaçlarla kullanılmasına yönelik olasılıklar gözetilerek, 39. madde altında ayrı bir kategori olarak düzenlenmiştir. Bu ayrım, yargı kararıyla uyumlu; hem faaliyet türleri arasındaki çevresel etki farklarını daha sağlıklı yansıtmakta hem de uygulamada karşılaşılan belirsizlikleri gidermeyi amaçlamaktadır. Mevzuat dili açısından daha açık bir yapı oluşturulmuş, uygulayıcı kurumların ve yatırımcıların süreçleri daha öngörülebilir biçimde planlamasına katkı sunulmuştur.
2022 Yönetmeliği’nde 154 kV ve üzeri, 15 km uzunluk sınırıyla düzenlenen elektrik iletim hatları için 2025 değişiklikleriyle mesafe sınırı 50 km’ye yükseltilmiştir. Bu revizyonun temel gerekçesi, artan enerji yatırımları ve enterkonnekte sistemin güçlendirilmesi ihtiyacıdır. Ancak, uzunluk sınırının yükseltilmesi, daha kısa hatların(5-50 km) ÇED Yönetmeliği Ek-2 listesi kapsamında bırakılması, yerel ölçekte biyolojik çeşitlilik koridorlarının ihmal edilme riski, kuş göç yolları üzerindeki etkilerin yeterince dikkate alınmaması ve kültürel varlıkların gözden kaçırılması ihtimaline yönelik eleştirileri gündeme getirmektedir. Bakanlığın yaklaşımı, küçük ölçekli hatların çevresel etkilerinin sınırlı olduğu ve denetim yükünün hafifletilmesi gerektiği yönündedir; ancak özellikle eleştiriler noktasında uygulamada önemli çevresel boşluklar yaratabilecektir.
Madencilik projeleri kapsamında, Ek-1 listesinde yer alan 25. maddeye “400.000 ton/yıl ve üzeri kapasitede kırma, eleme, yıkama, kurutma ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler” hükmü yeniden eklenmiştir. Bu düzenleme, aslında 2014 tarihli Yönetmelik’te yer alan, ancak 2022 Yönetmeliği’nde çıkarıldıktan sonra 2025 değişiklikleriyle yeniden yürürlüğe giren bir hükmün geri dönüşü niteliğindedir. Değişikliğin temel gerekçesi, yüksek kapasiteli tesislerinin toz emisyonu, gürültü, atık üretimi ve yüzey/yeraltı suyu kullanımı gibi çevresel etkilerinin kontrol altına alınması ve kümülatif baskıların yönetilmesi bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Diğer yandan, Ek-2 listesinde maden (Danıştay Altıncı Dairesinin 16/2/2023 tarihli ve E.:2022/7391 sayılı), baraj ve gölet (E.:2022/7428 sayılı) ile yeraltı suyu (E.:2022/7545 sayılı) hükümlerine ilişkin düzenlemelerde, Danıştay kararlarının gerekleri mevzuata yansıtılmış ve bu suretle yargı denetimiyle ortaya çıkan hukuki boşlukların giderilmesi amaçlanmıştır.
Sonuç ve Değerlendirme;
26.06.2025 tarihli değişiklikler, ÇED Yönetmeliği’nin 29.07.2022 tarihli versiyonunu esas alarak yapılan ve teknik, hukuki ile uygulamaya yönelik pek çok ihtiyaca cevap vermeyi hedefleyen düzenlemelerdir. Bu kapsamda; yürütmesi durdurulan bazı tanımlar yeniden ele alınmış, proje türlerine ilişkin eşik değerlerde güncellemeye gidilmiş ve halkın katılımı gibi temel süreçlerde açıklık sağlanmıştır. Özellikle Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yapılan revizyonlar ile çevresel etkilerin daha etkin, seçici ve orantılı şekilde yönetilmesi amaçlanmıştır.
Özellikle yenilenebilir enerji ve jeotermal projelere yönelik yapılan düzenlemeler, yatırım kolaylığı ile çevresel denetim arasındaki denge arayışını somut biçimde ortaya koymakta; böylece yönetmeliğin uygulamadaki en kritik sektörlerdeki etkisini yansıtmaktadır. Jeotermal sektörüne ilişkin yapılan düzenlemeler ise, önceki yönetmelikte yer alan ifadelerin hukuki belirsizliklerini gidermeye, uygulamada yorum birliği sağlamaya ve yargı kararlarıyla uyumlu bir çerçeve oluşturmaya yönelik yerinde adımlardır. Bu kapsamda getirilen tanımsal ve yapısal ayrımlar; uygulayıcı kurumların, yatırımcıların ve ilgililerin süreçleri daha öngörülebilir ve hukuken daha sağlam temellere oturtarak yürütmesine imkân tanımaktadır. Özellikle yargı kararlarıyla uyumlu biçimde yapılan yapısal düzenlemeler, hem hukuki güvenlik ilkesine hem de çevresel yönetişim anlayışına katkı sağlamaktadır.
Dolayısıyla 26.06.2025 tarihli değişiklikler, ÇED sisteminin daha açık, öngörülebilir, yargı denetimine uyumlu ve sektörel ihtiyaçlara duyarlı bir zemine kavuşmasına yönelik teknik ve bütüncül bir dönüşüm olarak değerlendirilebilir.
Unutulmamalıdır ki, sağlam temellere dayanmayan hiçbir yatırım sürdürülebilir değildir. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci, yalnızca çevre koruma açısından değil; yatırımın hukuki güvenliği, toplumsal rıza ve meşruiyeti ile uzun vadeli başarısı açısından da kritik öneme sahiptir. İyi kurgulanmış ve etkin yürütülen bir ÇED süreci, yatırımcının karşılaşabileceği belirsizlikleri azaltır, yatırım maliyetini belirler, olası itiraz ve davaların önüne geçer; kamu kurumları, yerel halk ve sivil toplumla daha sağlıklı bir iletişim ve güven ilişkisi kurulmasına imkân tanır. Bu yönüyle ÇED, yatırımın risklerini azaltan, ömrünü uzatan ve toplumsal kabulünü artıran stratejik bir planlama aracı, adeta yatırımın anayasası niteliğindedir. Dolayısıyla ÇED süreci, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; ülkenin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunun, yatırımcının uzun vadeli başarısının ve toplumun ortak geleceğinin güvencesidir.
Mustafa ŞAHİN
Yönetim Kurulu Başkan V.
Çınar Mühendislik Müşavirlik A.Ş.
Kaynakça:
- Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, 29.07.2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete.
- Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 26.06.2025 tarihli ve 32938 sayılı Resmî Gazete.
- Danıştay Altıncı Dairesi, 16.02.2023 tarihli ve E.2022/7584 sayılı kararı.
- Danıştay Altıncı Dairesi, 16.02.2023 tarihli ve E.2022/7545 sayılı kararı.
- Şahin, M. (2025). “Türkiye’de ÇED Sisteminin Gelişimi ve Uygulama Deneyimleri.” Çınar Mühendislik Yayınları, (Yayımlanmamış Rapor).
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2022. “ÇED Yönetmeliğinin Uygulamasına İlişkin Usul ve Esasları.”
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7363855245577269249





