EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, "2026 Yılının Türkiye Elektrik Piyasasında İlkler Yılı Olmasını Bekliyoruz"
- 2 Ocak 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1772
Enerji Depolama Endüstrileri Derneği Başkanı Doğa Can Bayram Yatırımlar Dergisi Okurları için 2025 ve 2026 yıllarını değerlendirdi.
Söz konusu değerlendirme aşağıda yer alıyor:
" Türkiye enerji sektöründe 2025 yılını depolama açısından oldukça hareketli geçirdi, ülkemizin ilk depolamalı RES ve depolamalı GES yatırımlarının devreye alındığı bir yıl olması itibarıyla 2025 aslında bizler için bir kilometre taşı oldu diyebiliriz. Bu durum, enerji depolamanın teorik bir başlık olmaktan çıkarak piyasanın gerçek ve vazgeçilmez bir unsuru hâline gelmeye başlaması anlamına geliyor. Uzun süredir konuşulan gelir modelleri, sistem güvenliği katkısı ve yenilenebilir enerjiyle kurulan simbiyotik ilişki, ilk somut uygulamalarla birlikte artık sahada karşılık buluyor.
Bunu biraz daha açmak gerekirse; 2025’in en önemli kazanımı, enerji depolamanın Türkiye elektrik piyasasında “geleceğin teknolojisi” olarak değil, bugünün gerekliliği olarak kabul görmesi oldu. Yıl boyunca atılan adımlar, özellikle depolamalı rüzgâr ve güneş santrallerine yönelik lisans süreçleri ve ilk kurulumlarla birlikte, sektörün finansman tarafında da algının değişmeye başladığını gösterdi. Bugüne kadar daha çok kâğıt üzerinde konuşulan arbitraj, dengeleme ve sistem hizmetleri gibi gelir kalemleri, ilk kez reel piyasa işlemleriyle test edilmeye başlandı. Bu gelişme, yalnızca yatırımcılar için değil, bankalar ve kreditörler açısından da enerji depolamayı “finanse edilebilir” bir alan olarak göstermesi açısından oldukça önemli bir adım oldu. Sektörün finansman konusunu çözmesiyle birlikte öngörülenden daha hızlı ve ayrıca daha güçlü büyüyeceğine inanıyoruz.
EDEDER olarak, 2025’i aynı zamanda enerji depolamanın stratejik öneminin daha net anlaşıldığı bir yıl olarak değerlendiriyoruz, ki derneğimizin kuruluş amaçlarından biri de esasında bu: Depolamanın ne kadar kritik bir rol üstlendiğinin anlaşılmasına yönelik faaliyetler sürdürmek! Artan rüzgâr ve güneş kurulu gücü, arz-talep dengesini her zamankinden daha kırılgan hâle getirirken, depolama sistemleri bu dengenin sigortası konumunda bulunuyor. Enerji üretiminin şebekenin ihtiyacından fazla olduğu saatlerde sistemi koruyan, talebin zirve yaptığı anlarda ise saniyeler içinde devreye girerek şebeke güvenliğini sağlayan depolama tesisleri, klasik üretim santrallerinin dakikalarla ölçülen tepkime sürelerine kıyasla kritik bir avantaj sunuyor. Bu yönüyle depolama, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sistem güvenliği açısından da vazgeçilmez bir araç olarak öne çıkıyor. Yani enerji arz güvenliğimizin önemli sacayaklarından biri olarak depolamanın önemi giderek artıyor.
2025 yılı, Türkiye’nin enerji depolamada sahip olduğu yapısal avantajların da daha görünür hâle geldiği bir dönem oldu. Hücre üretimi gibi yüksek ölçek ve hammadde bağımlılığı gerektiren alanlarda küresel rekabetin zorluğu kabul edilmekle birlikte; paketleme, entegrasyon, güç elektroniği, trafo, orta gerilim ekipmanları ve özellikle yazılım tarafında Türkiye’nin güçlü bir ekosisteme sahip olduğu net biçimde ortaya çıktı. Biz Türkiye’nin bu alandaki asıl rekabet gücünün, üretimde esneklik, hızlı adaptasyon ve yazılım tabanlı katma değer yaratma kapasitesinde yattığını düşünüyoruz. Küresel ölçekte donanım fiyatlarının hızla düştüğü bir ortamda, yazılım ve sistem optimizasyonu, depolama yatırımlarının gerçek değerini belirleyen ana unsur hâline geliyor.
Bu çerçevede, 2025 boyunca dijitalleşmeyi ve yazılım güvenliğini öncelikli gündem maddeleri arasında konumlandırmaya çalıştık. 3 Aralık’ta Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 2. Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’nde yazılım özellikle ağırlık verdiğimiz konulardan biri oldu. ‘Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye’ mottosuyla düzenlediğimiz bu kongrede, ülkemizi bu alanda ayrıştıracak ve öne geçirecek tüm hususları uzmanları ile ele aldık. Enerji depolama sektöründe yazılım, ülke olarak büyüyebileceğimiz ve fark yaratabileceğimiz, üstelik de katma değeri yüksek bir alan. Depolama sistemlerinin hangi anda şarj veya deşarj edileceğine karar veren algoritmalar, artık yatırımın kalbi niteliğinde. Piyasa fiyatlarının saatlik değil dakikalık, hatta saniyelik dalgalandığı bir ortamda, yazılım kabiliyeti olmayan bir depolama tesisinin ekonomik olarak sürdürülebilir olması mümkün görünmüyor. Bu nedenle, yerli ve güvenli yazılım çözümlerinin hem Türkiye’de hem de Avrupa pazarında rekabet avantajı yaratacağına inanıyoruz.
2026 yılına bakıldığında ise tablo daha da netleşiyor. 2026 yılının, enerji depolamanın Türkiye elektrik piyasasında “ilkler yılı” olmasını bekliyoruz. 2025’in son iki aylık döneminde ilk depolamalı RES ve GES tesislerinin devreye alındığını görmeye başladık. 2026’nın ilk yarısı itibarıyla da yüzlerce megavatsaatlik yeni depolama kapasitesinin devreye girmesi, bu teknolojinin piyasadaki etkisini görünür kılacak. Yılın ilk yarısında yaklaşık bin 500 megavatsaatlik depolamalı tesisin devreye alınacağını öngörüyoruz. Ayrıca Enerji Bakanımız Sn. Bayraktar, güneş ve rüzgar enerjisinde uygulanan YEKA modelinin bir benzerinin 2026 yılında depolamada ‘DEKA olarak’ uygulanabileceğini de yakın bir zamanda ifade etti. Böyle bir uygulamanın hayata geçmesi de depolamada kurulumları hızlandıracaktır. Bu yıl bir diğer önemli unsur gelir modelleri olacak. 2026’nın, depolama açısından gelir modellerinin ispatlandığı, mevzuatın sahadaki uygulamalarla test edildiği ve yatırım iştahının belirgin biçimde arttığı bir yıl olarak geçeceğini düşünüyoruz. Bu süreç, aynı zamanda enerji depolamanın yenilenebilir enerji yatırımlarının önünü açan temel unsur olduğunu daha geniş bir kamuoyu nezdinde de teyit edecek.
2026 yılının ayrıca, yalnızca yeni yatırımların değil, politika yapıcılarla sektör arasındaki diyaloğun da derinleştiği bir yıl olacak. Enerji depolamanın, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, cari açığın azaltılması ve enerji dönüşümü hedefleri açısından taşıdığı kritik rol, daha bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılıyor. Biz dernek olarak, depolamanın yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda stratejik bir altyapı hamlesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde doğru mevzuat adımları, nitelikli yatırımlar ve yazılım odaklı katma değer yaklaşımıyla Türkiye’nin, enerji depolamada bölgesel bir merkez olma potansiyelinin giderek güçlenmesi için çalışmayı da sürdüreceğiz. "
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7412861586094223360





