Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı Tamer Çalışır "Arz Güvenliği, Yenilenebilir Dönüşüm ve Dijitalleşme Başlıkları Önemini Korumaya Devam Ediyor"

  • 19 Ocak 2026

Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı, GAMA Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Tamer Çalışır, 2025 Yılı Değerlendirmesi ile 2026 Yılı Hedefleri ve beklentilerini Yatırımlar Dergisi Okurları için paylaştı.

 

2025 Hakkında Değerlendirme

2025 yılı, elektrik üretim sektöründe “arz güvenliği” başlığının hem ulusal hem de küresel ölçekte stratejik öncelik olarak konumlandığı bir dönem oldu. Arz güvenliği odağı, bir yandan yenilenebilir enerji stratejilerinin hızlanmasını teşvik ederken, diğer yandan termik kaynaklardan çıkış sürecinin sistem dengesi üzerindeki etkilerinin daha dikkatli ele alınmasını zorunlu kıldı.

Bu çerçevede 2025, elektrik arz güvenliği açısından kritik sınamaların yaşandığı; ancak etkin planlama ve işletme kabiliyeti sayesinde başarıyla yönetilen bir yıl olarak öne çıktı. Özellikle Temmuz 2025’te etkili olan aşırı sıcak hava dalgaları ve buna bağlı rekor seviyelere ulaşan elektrik talebi, sistem üzerinde ciddi bir stres oluşturdu. Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklandığı üzere, 29 Temmuz 2025’te 1,25 milyon MWh ile tarihi bir günlük elektrik üretim rekoru kırıldı.[1]

Temmuz-Ağustos 2025 döneminde rekor düzeydeki talebe rağmen herhangi bir büyük ölçekli elektrik kesintisinin yaşanmamış olması ve talebin kesintisiz biçimde karşılanabilmesi, Türkiye elektrik sisteminin arz güvenliği açısından önemli bir başarısı olarak değerlendirilmelidir. Talep artışında; bazı bölgelerde tarihte ilk kez görülen 50°C’nin üzerindeki hava sıcaklıkları, klima kullanımının kesintisiz hale gelmesi, tarımsal sulamada pompaların sürekli devrede kalması, turizm sezonuyla birlikte nüfus yoğunluğunun artması ve elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması belirleyici oldu. Bu tablo, iklim koşulları ve tüketim alışkanlıklarındaki dönüşümün, arz güvenliğini artık yapısal bir politika alanı haline getirdiğini açıkça ortaya koydu.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Electricity 2025 raporunda da vurguladığı gibi, küresel enerji sistemi artık “enerji çağından elektrik çağına” geçiyor; bu da arz güvenliğini yalnızca yakıt değil, şebeke ve sistem mimarisi meselesi hâline getirdi. Aynı rapora göre küresel elektrik talebi 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %4,2 arttı, bu artışın %85’inden fazlası elektrifikasyon, veri merkezleri ve iklim kaynaklı aşırı sıcaklar nedeniyle gerçekleşti. Bu tablo, elektrik sistemlerinin artık yalnızca enerji değil, makroekonomik ve dijital altyapı güvenliği meselesi haline geldiğini ortaya koydu.[2]

Türkiye elektrik üretim sektörü açısından arz güvenliği, teknik olduğu kadar ekonomik ve yapısal bir mesele olarak öne çıktı.

  • Sanayi, hizmetler ve elektrifikasyon eğilimleri yaz ve kış piklerinde sistemi zorladı. 2025 yılında toplam kurulu gücün 2024’e kıyasla yaklaşık %5 artmış olması ve bu artışın önemli bir bölümünün lisanssız santrallerden gelmesi dikkat çekicidir.[3] Nitekim lisanssız santrallerin kurulu gücü 2025’te %23 büyüyerek toplam kurulu gücün yaklaşık %19’una ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte, sanayinin giderek elektrik üreticisi rolüne yaklaşmasının sistem ve piyasa tasarımı açısından yeni bir denge ihtiyacı yarattığını ve bu dengenin sağlanması sürecinin de arz güvenliği üzerinde ciddi etkileri olduğunu söylemek gerekiyor.
  • Kurak bir yılı geride bıraktık. 2026 yılına ilişkin hidrolojik tahminler de bu aşamada iyimser bir tablo ortaya koymamaktadır. Bu çerçevede, HES üretimlerinde belirgin düşüşler yaşanırken, artan güneş ve rüzgâr üretimi ile birlikte portföyümüzde öngörülebilirliğin önemi daha da arttı. Nitekim, 2025 sonu itibarıyla HES üretimi, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %23 oranında azaldı.[4]
  • Sanayi ve elektrifikasyon kaynaklı talep artışı ile lisanssız üretimin hızla büyümesi, pik dönemlerde sistem dengesini zorlayarak baz yük ve esnek kapasitenin önemini yeniden ortaya koydu. Doğal gaz, kömür ve hidroelektrik santraller, sistem dengesinin korunmasında kritik rol üstlendi.
  • Talep tarafı katılımı mekanizmaları fiilen devreye alındı, sistemin kritik anlarında tüketim tarafında esneklik yaratıldı ve bu süreç TEİAŞ tarafından etkin biçimde yönetildi.[5] Talep tarafının sistem dengesine aktif katkı sunmaya başlaması, arz güvenliğinin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bütüncül bir sistem yaklaşımıyla ele alındığını ortaya koydu.
  • Ekonomik sürdürülebilirlik, arz güvenliğiyle doğrudan ilişkilendi. Maliyet artışları, fiyat sinyallerinin sınırlı olduğu bir ortamda, bazı santraller için işletme ve bakım kararlarını zorlaştırdı. 2026 yılına girerken ise düzenleyici ve tarifesel gelişmeler bu baskıyı daha da artırdı; TEİAŞ iletim tarifelerinde üretim tarafında yıllık sistem kullanım bedelleri bölgeler bazında %22,83–%26,76 aralığında yükselirken, değişken maliyeti %32,8 artarak 170,39 TL/MWh oldu.[6] Bu görünüm, özellikle marjinal üreticiler açısından ekonomik sürdürülebilirlik ile arz güvenliği arasındaki dengeyi daha kırılgan hale getirdi.

Yenilenebilir enerji dönüşümü; “2053 net sıfır” hedefimiz ekseninde 2025 yılı itibarı ile önemini korudu.

  • Güneş ve rüzgâr, elektrik üretim portföyündeki payını artırmayı sürdürdü. 2024 yıl sonuna kıyasla 2025 yılında toplam güneş ve rüzgar kurulu gücü yaklaşık %20 artış gösterdi.[7] Özellikle güneş enerjisinde maliyetlerin düşmesi ve teknolojinin olgunlaşması, yatırımları hızlandırdı.
  • YEKA modeli, yenilenebilir büyümenin ana taşıyıcılarından biri olmaya devam etti. 2025’te tamamlanan 650 MW YEKA GES ve 1.150 MW YEKA RES yarışmaları, güneş ve rüzgârda uzun vadeli, öngörülebilir ve yatırımcıyı sistemde tutan bir kapasite artış çerçevesinin sürdüğünü gösterdi. Yüzer GES projelerinin YEKA kapsamına alınması ise yalnızca yeni kapasite değil, baraj ve su yüzeylerinin daha verimli kullanılması açısından da yapısal bir genişleme anlamına geldi.
  • “Sistem Entegrasyonu” gündemde daha fazla yer almaya başladı. Yenilenebilir üretimin artışıyla birlikte; dengeleme ihtiyacı, saatlik üretim dalgalanmaları ve şebeke kısıtları daha sık tartışılmaya başlandı. Yenilenebilir büyümenin sistem güvenliğiyle uyumlu ilerlemesi için ölçek, planlama ve piyasa entegrasyonu konuları öne çıktı.
  • Depolamalı ve hibrit santrallerle ilgili özellikle yönetmelik ve mevzuatların belirlenmesi adına regülasyon yoğun bir dönem oldu. İlk depolamalı santrallerin fiilen hayata geçmesiyle birlikte, depolama tarafında saha tecrübesi oluşmaya başladı. 2025 yılı bu açıdan bir “geçiş yılı” olarak öne çıkarken; mevzuat çerçevesi büyük ölçüde netleşti, ancak finansman, şebeke bağlantı koşulları ve piyasa entegrasyonu başlıklarında öğrenme süreci devam etti. 2026 yılı ise depolamanın kağıt üzerindeki bir enstrümandan, sistem işletmesinin fiili bir parçasına dönüştüğü yıl olacaktır.

28 Nisan 2025 tarihinde İspanya ve Portekiz’de gerçekleşen büyük elektrik kesintileri ile şebeke ve arz güvenliğinin yanı sıra elektrik üretim sektöründe dijitalleşme ve siber güvenliğin de önemli gündem maddeleri olarak karşımıza çıktı. Yaşanan büyük kesintiler; üretim yetersizliğinden ziyade, gerçek zamanlı kontrol, koruma koordinasyonu ve yazılım tabanlı işletme altyapılarındaki kırılganlıkların sistem genelinde zincirleme etkilere yol açabildiğini gösterdi.[8]

Türkiye’de benzer ölçekte bir kesinti yaşanmamış olmakla birlikte, sistemin karşı karşıya olduğu oynaklık düzeyi dikkat çekiciydi. TEİAŞ verileri, Haziran ayında arz açığına düşen sistemin Temmuz ayında arz fazlasına geçtiğini gösterdi. Bu kadar kısa sürede yön değiştiren bir arz-talep dengesi, şebekenin artık çok dar bir bantta çalıştığını ve klasik işletme reflekslerinin bu yeni yapının sürdürülebilirliğini yönetmekte yetersiz kalabileceğine işaret etti. Bu yeni gerçeklikte, yazılım tabanlı işletme çözümleri, veri analitiği, modern koruma sistemleri ve batarya teknolojileri elektrik sistemlerinin sürdürülebilirliği için temel altyapı unsurları haline geldi.

  • Üretim tahminleri ve planlama daha merkezi hale geldi. Güneş, rüzgâr, hidro ve konvansiyonel santrallerde; hava tahminleri, talep projeksiyonları ve üretim planlaması daha yoğun biçimde dijital modellerle yapılmaya başlandı. Bu durum, sistem işletmesinde hataları azaltan önemli bir unsur oldu.
  • Bakım ve işletmede veri odaklı yaklaşım güçlendi. Sensörler, uzaktan izleme ve kestirimci bakım uygulamaları; arıza risklerini azaltma, bakım maliyetlerini düşürme ve santral kullanılabilirliğini artırma açısından yaygınlaştı. Bu uygulamalar, tüm üretim teknolojileri için benzer faydalar sağladı.
  • Piyasa katılımı dijitalleşti. Gün öncesi, gün içi ve dengeleme piyasalarına ilişkin kararlar; daha hızlı veri akışı, otomatik raporlama ve analiz araçlarıyla desteklendi. 2025’te dijital altyapıya sahip olan üreticilerin piyasa risklerini daha iyi yönettiği net biçimde görüldü.
  • Siber güvenlik farkındalığı arttı. Dijitalleşmeyle birlikte, üretim tesisleri ve piyasa sistemlerinde siber güvenlik konusu da sektör gündeminde daha üst sıralara çıktı.

 

2026 Beklenti ve Hedefleri

 

Arz Güvenliği: Kalıcı ve Öngörülebilir Bir Yapı

2026 yılına girerken sektör açısından temel beklentimiz, arz güvenliğinin geçici önlemlerle değil, kalıcı ve öngörülebilir politikalarla güçlendirilmesidir. Artan talep, iklim değişikliğine bağlı üretim oynaklığı ve küresel belirsizlikler, elektrik sisteminin yalnızca yeterli kurulu güce değil; aynı zamanda esnekliğe, operasyonel dayanıklılığa ve güçlü bir teknik altyapıya sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede arz güvenliği, artık yalnızca anlık arz–talep dengesinin sağlanması değil, mevcut üretim kapasitesinin sistemde tutulması, farklı kaynakların birlikte çalışabilmesi ve olağanüstü koşullarda sistemin ayakta kalabilmesi anlamına gelmektedir.

Bu kapsamda 2026’da;

  • Mevcut baz yük santrallerin ekonomik sürdürülebilirliğinin korunması,
  • Yeni yatırımlar için sağlıklı, güven veren ve uzun vadeli piyasa sinyallerinin oluşması,
  • Kaynak çeşitliliğini esas alan dengeleyici bir üretim portföyünün desteklenmesi sektörün ortak beklentisidir.

Yenilenebilir Dönüşüm: Sistemle Uyumlu ve Dengeli İlerleme

2026’da yenilenebilir enerji dönüşümünün hız kesmeden devam etmesini bekliyoruz. Ancak bu büyümenin, yalnızca kurulu güç artışı üzerinden değil; şebeke, dengeleme ve piyasa yapılarıyla uyumlu bir biçimde gerçekleşmesi her zamankinden daha kritik hale gelmiştir. Güneş ve rüzgârın artan payı, elektrik sistemini daha temiz hale getirirken, aynı zamanda oynaklığı ve dengeleme ihtiyacını da artırmaktadır. Bu nedenle yenilenebilir dönüşümün başarısı, kapasite kadar entegrasyon, esneklik ve planlama kalitesiyle ölçülecektir.

Önümüzdeki dönemde;

  • Yenilenebilir üretimin şebeke ve dengeleme mekanizmalarıyla uyumlu çalışması,
  • Depolama, hibrit modeller ve esneklik çözümlerinin net bir çerçeveye kavuşması,
  • Yenilenebilir üretimin, sistem sorumluluğunu da paylaşan bir yapıya evrilmesi,
  • Süper izin başta olmak üzere alt mevzuat ve şartnameler ile detaylandırılması gereken kanun ve yönetmeliklerin bir an önce tamamlanması,
  • Mevcut ve yeni yenilenebilir yatırımların şebeke bağlantısı ve kapasite tahsisi tarafında öngörülebilirliğin sağlanması,
  • Yenilenebilir yatırımların yalnızca kurulu güç hedefleriyle değil, bölgesel şebeke kapasitesi ve sistem ihtiyaçlarıyla uyumlu biçimde yönlendirilmesi temel hedefler arasında olmalıdır.

Dijitalleşme: Arz Güvenliği ve Verimliliğin Temeli

2026 yılı, elektrik üretim sektöründe dijitalleşmenin istisnai bir uygulama olmaktan çıkarak standart bir iş yapış biçimine dönüştüğü bir yıl olmalıdır. Artan yenilenebilir üretim, dağıtık kaynaklar ve talep oynaklığı; şebekenin artık klasik izleme ve kontrol yöntemleriyle yönetilemeyeceğini göstermektedir. Bu yeni yapıda dijital altyapılar; üretimin, şebekenin ve piyasanın gerçek zamanlı olarak izlenmesini, öngörülmesini ve koordine edilmesini sağlayan kritik bir güvenlik katmanı haline gelmektedir.

Bu kapsamda, mevcutta dijitalleşmeye yönelik atılan adımların aynı motivasyonla devam ettirilerek;

  • Piyasa katılımcılarının daha hızlı ve sağlıklı karar alabilmesini sağlayacak dijital altyapıların yaygınlaşması,
  • Siber güvenlik ve veri bütünlüğünün sektörün ayrılmaz parçası olarak ele alınması,
  • TEİAŞ, EPİAŞ ve üreticiler arasında gerçek zamanlı veri akışı ve entegrasyonunun güçlendirilmesi,
  • Dijital altyapının, acil durum yönetimi, frekans kontrolü ve sistem güvenliği süreçlerine doğrudan entegre edilmesi gerekmektedir.

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Dönüşümü Destekleyen, Öngörülebilir Bir Model

2026 yılı, Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) elektrik üretim sektörü açısından hazırlık ve pilot uygulamaya geçiş yılı olarak öne çıkmaktadır. Mevcut çalışmalar doğrultusunda, ETS’nin pilot uygulamasının 2026 yılının ikinci yarısında hayata geçirilmesi planlanmaktadır. [9]Bu süreçte, EPİAŞ bünyesinde karbon piyasasına ilişkin kayıt ve altyapı işlemlerinin devreye alınması ve piyasa katılımcılarının sisteme uyumunun sağlanması hedeflenmektedir.

Elektrik üreticileri olarak iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşümü önemsiyoruz. Ancak ETS’nin;

  • Piyasa katılımcılarının sisteme uyum sağlayabileceği kademeli ve öngörülebilir bir geçiş süreciyle uygulanması,
  • Arz güvenliğini ve yatırım iştahını zedelemeyecek şekilde tasarlanması,
  • Elektrik üretim sektörünün rekabet gücünü koruyacak dengeleyici mekanizmalar içermesi büyük önem taşıyor.

Ayrıca, ETS kapsamında elde edilecek gelirlerin;

  • Yenilenebilir dönüşüm,
  • Verimlilik ve dijitalleşme yatırımları,
  • Emisyon azaltımına yönelik teknolojilerin desteklenmesi için sektöre geri kazandırılması, sistemin kabulü ve başarısı açısından kritik olacaktır.

Bu çerçevede ETS’nin, cezalandırıcı bir maliyet unsuru olmaktan ziyade, elektrik üretim sektörünün dönüşümünü destekleyen, rekabet gücünü koruyan ve arz güvenliğiyle uyumlu bir politika aracı olarak hayata geçirilmesi temel beklentimizdir. Aksi halde, karbon maliyetlerinin ani ve kontrolsüz biçimde elektrik fiyatlarına yansıması hem tüketici tarafında hem de arz güvenliği açısından ciddi riskler yaratabilecektir.

Piyasa Yapısı: Yatırımı ve Sürdürülebilirliği Teşvik Eden Mekanizmalar

2026’ya ilişkin en önemli beklentilerden biri de piyasa yapısının yatırım dostu, öngörülebilir ve sistemin gerçek ihtiyaçlarını yansıtan bir çerçeveye kavuşturulmasıdır. Artan yenilenebilir üretim, batarya sistemlerinin devreye girmesi ve talep tarafının daha aktif hale gelmesi, piyasayı daha oynak ve daha karmaşık bir yapıya taşımaktadır. Bu yeni ortamda sağlıklı fiyat sinyalleri yalnızca bugünkü işletme kararlarını değil, hangi kapasitenin sistemde kalacağını ve hangi yatırımların hayata geçeceğini de belirleyen temel unsur haline gelmiştir.

Bu çerçevede;

  • Piyasa mekanizmalarının maliyet gerçekleri ve esneklik ihtiyacıyla uyumlu şekilde işlemesi,
  • Geçici uygulamalar yerine uzun vadeli ve öngörülebilir bir piyasa tasarımının güçlendirilmesi,
  • Yatırım kararlarını destekleyen şeffaf ve istikrarlı fiyat sinyallerinin oluşması,
  • Esneklik sağlayan batarya, hızlı devreye giren santral ve talep tarafı katılımının piyasa içinde karşılık bulması,
  • Aşırı fiyat oynaklığına karşı piyasa istikrarını korurken, yatırımcıyı sistemde tutacak dengeleyici mekanizmaların güçlendirilmesi sektörün ortak beklentisi olarak öne çıkmaktadır.

Elektrik Üreticileri Derneği 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı hedefleri

Elektrik Üreticileri Derneği olarak 2025 yılı boyunca sektördeki sorunlar veya iyileştirilmesi gereken alanlarla birlikte geleceğe dönük önerilerimizi çeşitli platformlar aracılığı ile kamu ve özel sektör paydaşlarımıza duyurmaya gayret ettik. Şüphesiz 2026 yılı itibarı ile bölgesel ve küresel iş birlikleri ile ülkemiz elektrik üretim sektörüne katkı sağlamaya devam edeceğiz.

  • Çalışma gruplarımız önderliğinde başta Depolama, Dengeleme Güç Piyasası, Yan Hizmetler, Emisyon Ticaret Sistemi, Talimatlar olmak üzere sektörü ilgilendiren birçok farklı ve kritik başlıkta kamu kurum ve kuruluşlarımıza ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerde çalışmalarımızı ve sunumlarımızı paylaştık. Ayrıca gündemde olan taslak yönetmeliklere gerek yazılı gerek bu toplantılarda olmak üzere şifahi görüşlerimizi belirttik. 2026 yılı itibarı ile Dernek olarak Kamu – Özel sektör iş birliğini daha da güçlendirme hedefimizi sürdüreceğiz.
  • Ekim 2025’te gerçekleştirdiğimiz Çin seyahati kapsamında başta China Electricity Council olmak üzere rüzgâr, güneş ve depolama teknolojilerinde önemli üreticilerle yapılan toplantılarda ülkemizin yenilenebilir dönüşüm sürecinde ihtiyacı olan iş birliklerini güçlendirmek adına adımlar attık. Ayrıca Electric Power Research Institute (EPRI) ile 2024’te başlayan iş birliği sürecimizi güçlendirerek devam ettik. 2026 yılı itibarı ile de gerek Türkiye’deki yabancı ülke misyonları gerek uluslararası kuruluşlar ile ülkemizin enerji hedefleri çerçevesinde iş birlikleri geliştirmeye devam edeceğiz.
  • Kamu ve özel sektör paydaşlarımızın desteği ile üreticileri doğrudan ve dolaylı ilgilendiren birçok farklı başlıklarda webinar ve istişare toplantıları organize ettik. 2026 yılında da bu toplantıları düzenlemeyi hedefliyoruz.

 

[1]https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/ekonomi-haberleri/bakan-bayraktar-elektrik-uretiminde-rekor-kirdik_ID1617110/#:~:text=toplam%20elektrik%20%C3%BCretimi%2036%2C7%20milyar,megavat%20saat%20ile%20rekor%20k%C4%B1rd%C4%B1

[2] https://www.iea.org/reports/world-energy-outlook-2025

[3] https://ytbsbilgi.teias.gov.tr/ytbsbilgi/frm_istatistikler.jsf

[4] https://www.teias.gov.tr/aylik-elektrik-uretim-tuketim-raporlari

[5] https://www.teias.gov.tr/duyurular/2025-yili-talep-tarafi-katilimi-hizmeti-tedarik-sureclerine-iliskin-duyuru

[6] https://www.teias.gov.tr/tarifeler

[7] https://ytbsbilgi.teias.gov.tr/ytbsbilgi/frm_istatistikler.jsf

[8] https://tr.euronews.com/my-europe/2025/10/03/abden-iber-yarimadasinda-yasanan-dev-elektrik-kesintisine-iliskin-rapor-yayinlandi

[9] https://www.iklimhaber.org/ets-hakkinda-merak-edilenler-nedir-ve-nasil-calisacak/

 

 

 

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7419042949159870465

https://x.com/yatirimlardergi/status/2013278278077796664?s=20

 

BENZER HABERLER