EMO: 2017 yılında elektrik kurulu gücü yüzde 8.5 arttı
- 15 Ocak 2018
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1369
Elektrik Mühendisleri Odası(EMO), 2017 yılında elektrik kurulu gücü yüzde 8.5 arttığını bildirdi.
EMO'dan yapılan açıklamada şu değerlendirmeler yapıldı:
"Türkiye`nin kurulu gücü 2017 yılında yüzde 8.5 artarak, 85 bin
200 megavata (MW) ulaştı. Arz fazlalığı sıkıntısının dile getirildiği
ve üretim şirketlerinin "battıkları" iddiasıyla elektrik fiyatlarına
zam yapılması, kapasite mekanizması oluşturularak alınmayan elektrik
için bile kapasite başına bedel ödenmesi gibi taleplerinin olduğu 2017
yılındaki bu artış ülkenin ekonomik kaynaklarının gereksiz
harcandığını ortaya koymaktadır. Elektriğin "piyasa" koşullarını aşan
doğal kısıtları dikkate alındığında, özellikle üretildiği anda
kullanım zorunluluğu nedeniyle, duran bir yatırımın ülke ekonomisi
için zarar oluşturduğu açıktır.
Son 10 yıllık dönem itibarıyla kurulu güç ve elektrik tüketim
artışına bakıldığında talep tahmini ve yatırım planlamasında büyük
yanlışlar yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Türkiye`nin elektrik tüketimi
2006 yılında 174.6 milyar kilovat saat iken yüzde 59.92 artışla 2016
yılında 279.3 milyar kilovatsaate çıkmıştı. Aynı 10 yıllık dönemde
yüzde 93.51 artışla 2016 yılsonunda kurulu güç 78 bin 497 MW olmuştu.
TEİAŞ`ın son verisine göre 2017 yılında kurulu güç, bir önceki
yıla göre yüzde 8.5 artışla 85 bin 200 MW`a çıkmıştır. Böylece 2007
yılında 40 bin 835.8 MW olan kurulu güçte 2017 yılsonuna gelindiğinde
10 yıllık artış yüzde 108.6`ya ulaşmıştır. Kurulu güç artışı 1997-2007
yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde ise yüzde 86.5, 1987-1997
yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde ise yüzde 75.2 olmuştur. Her yıl
için geriye dönük 10 yıllık kurulu güç artışına bakıldığında da
1996-2016 arasındaki hiçbir yılda bu oran yüzde 100`e ulaşmamaktadır.
Hatta 10 yıllık kurulu güç artışının yüzde 90`ı geçtiği yıllar,
yalnızca 2006 ve 2016 olmuştur. Yani piyasacı, yandaş sermayeyi
gözeten teşvikçi dönemde elektrik üretimine gereksiz yatırımlar
yapılmış ve elektrik piyasası şişirilmiştir.
Henüz lisanssız üretim-tüketimin dahil olduğu Türkiye geneli 2017
verileri açıklanmamış olmakla birlikte, kurulu güç artışı ile elektrik
tüketim artışı arasında 2006-2016 arasında oluşan makasın 2017 yılında
da açılmaya devam edeceği görünmektedir. Yük Tevzi Sistemi`nin
verilerine göre lisanssız üretim-tüketim hariç olmak üzere geçen yıl
elektrik tüketimi 289 milyar 975 milyon kilovat saate ulaşırken en
yüksek tüketim 27.7 milyar kilovat saat ile Temmuz ayında yaşanmıştır.
En düşük tüketim ise 21.95 milyar kilovat saat ile Nisan ayında
kaydedilmiştir. Geçen yıl en yüksek puant talebi, 26 Temmuz saat
14.40`da 47 bin 659.65 MW olarak gerçekleşmiştir. En yüksek puant
talebi ve kurulu güç üzerinden hesaplanan kurulu güç yedeğine
bakıldığında Türkiye`nin 2017 yılsonunda yüzde 78.77`lik kurulu güç
yedeği oluşmuştur. Bu yedek güç TEİAŞ`ın 2017-2021 Üretim Kapasite
Projeksiyonu`nda ortaya konulan yüzde 69.2`lik öngörüsünün yaklaşık
9.6 puan üzerindedir.
Santral yatırım kararlarının alınmasında ülkenin elektrik talep
artışı kadar kurulan santralın emreamadeliği ve kapasite kullanımı da
önemlidir. Emreamadeliği etkileyen unsurlar arıza, bakım ve yakıt
yetersizliği olarak özetlenebilir. Kapasite faktörü ise bir santral
için daha en başında yatırım kararı verilmesinde önemli bir etkendir.
Kapasite faktörü santralın ekonomik olarak verimli olup olmadığı
konusunda belirleyici olmaktadır. Bu çerçevede kapasite kullanımı
açısından bakıldığında Türkiye`de plansız bir kurulu güç artışına
gidilirken, kullanılmayan dolayısıyla da ekonomik olarak verimsiz bir
kapasite ortaya çıkarılmış durumdadır.
Uluslararası düzeyde yüzde 85-90`larda kabul gören doğalgaz
santralları kapasite oranı Türkiye`de yüzde 46`lara, kömürde yüzde
75-85 yerine yüzde 49`lara düşmüştür. Barajlarda yüzde 50-60 yerine
yüzde 27`ler, yüzde 40-60 olan akarsu santrallarında yüzde 32-33,
yüzde 80-90 bandında olan jeotermalde yüzde 64`ler civarında kapasite
kullanım oranı söz konusudur. Bunlara karşılık rüzgar ve ithal kömürde
uluslararası kriterlere yaklaşılmıştır. Uluslararası kabul edilen
kapasite oranı yüzde 75-85 aralığında olan ithal kömürde yüzde 73-74,
yüzde 35-40 olan rüzgarda da yüzde 33`ler civarında kapasite kullanımı
söz konusudur.
Ne yazık ki piyasacı bir anlayışla elektrik alanında planlamanın
rafa kaldırılması, halkımıza ya elektrik kesintisi ya da gereksiz
yapılan yatırımların bedeli olarak ödetilmektedir. Bugün
piyasalaştırılan enerji sektörünün dış borçlar yoluyla yatırımlar
gerçekleştirdiği, kur artışıyla da ülkenin borç batağı içerisinde
önemli bir yere sahip oldukları bilinmektedir. Bu batağın daha fazla
derinleştirilmemesi ve kurutulabilmesi için elektrik alanında kamu
yararını gözeten bir planlama anlayışının acilen gündeme alınması
gerekmektedir. "





