HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven: "Hidroelektrik, Türkiye’nin Enerji Geleceğinde Vazgeçilmez Bir Rol Oynamaya Devam Edecek"
- 5 Ocak 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1773
Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, Yatırımlar Dergisi için yaptığı özel açıklamada "Hidroelektrik, Türkiye’nin Enerji Geleceğinde Vazgeçilmez Bir Rol Oynamaya Devam Edecek" dedi.
HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, "2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentileri" konusunda yaptığı açıklamada şunları vurguladı:
"Türkiye hidroelektrik sektörü açısından 2025 yılı, yeni kapasite artışlarından ziyade mevcut milli servetimiz olan hidroelektrik santral varlıklarımızın stratejik öneminin yeniden hatırlanması için çalıştığımız ve hidroelektriğin enerji dönüşümündeki rolünün daha net bir biçimde ortaya çıkmaya başladığı bir yıl oldu. Son birkaç yıldır farklı platformlarda vurgulamaya çalıştığımız gibi, hidroelektrik dünya genelinde artık yalnızca bir yenilenebilir enerji kaynağı olarak değil; enerji arz güvenliği, su yönetimi, şebeke güvenliği ve iklim uyum politikalarının merkezinde yer alan çok boyutlu bir altyapı unsuru olarak kabul ediliyor. Hidroelektrik enerji üretimi konusunda Avrupa’da ikinci sırada bulunan, dünyada ise ilk 10’da yer alan bir ülke olarak bizim de bu ulusal kaynaklarımıza aynı şekilde yaklaşmamız ve özellikle son yıllarda giderek daha zorlu geçen kuraklık koşullarında HES’lerimizin başta finansal alanda olmak üzere tüm alanlarda dayanıklılıklarını artırmaya yönelmemiz gerekiyor. "
2025 İklim Değişikliğinin Etkilerinin Daha Görünür Hâle Geldiği, Kuraklık Riskinin Enerji Politikaları Üzerindeki Belirleyici Etkisinin Net Biçimde Hissedildiği Bir Yıl Olarak Öne Çıktı
2025'in iklim değişikliğinin etkilerinin daha görünür hâle geldiği, kuraklık riskinin enerji politikaları üzerindeki belirleyici etkisinin net biçimde hissedildiği bir yıl olarak öne çıktığını belirten Elvan Tuğsuz Güven konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu süreçte hidroelektrik santrallerin yalnızca elektrik üretim fonksiyonları değil, su regülasyonu, taşkın kontrolü ve sistem esnekliğine katkı sağlama ve dengeleme kabiliyetleri de yeniden gündeme geldi. Dernek olarak yaklaşımımız, hidroelektrik santrallerin iyi işletme ve bakım uygulamalarıyla kimi zaman yüz yıla varan uzun yıllar boyunca güvenilir hizmet sunabilen, uzun ömürlü ve yerli kaynaklara dayalı stratejik yatırımlar olma niteliğini koruyacak girişimlerde bulunmak oldu. 2025 yılının, bu gerçeğin kamuoyunda ve karar alıcılar nezdinde daha güçlü biçimde karşılık bulmaya başladığı dönemlerden biri olduğunu değerlendiriyoruz ancak bu alanda atılacak daha çok adım olduğunu da bu noktada ifade etmemiz gerekiyor.
Kuraklık nedeniyle üretimde zorlanan HES’ler için, sektörümüz yıl boyunca özellikle ‘sistem kullanım bedellerinin üretim üzerinden alınması ve hibrit tesis kurulumları ile alakalı sınırlamaların kaldırılması yönünde düzenleme’ beklentisi içindeydi. Bu beklentimizi 2026’da da güçlü bir şekilde koruyacağız ve açıkçası düzenleyici kuruluşların bu konuda yılın hemen başında bir adım atmasını beklemekteyiz. Normal şartlarda şu tarihlerde ciddi yağışların kaydedildiği bir dönemde olmamıza karşın yağışlar mevsim normallerinin çok altında seyrediyor ve bu durum ne yazık ki HES’lerin ilkbahar aylarında da oldukça düşük bir üretim yapma riskiyle karşı karşıya olacağına işaret ediyor. Böyle bir düzenleme finansal yükümlülüklerinde zorlanan HES’lerin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini artıracaktır, sektörümüzün buna net bir şekilde ihtiyaç duyduğu da aşikardır.
2025’in aynı zamanda, hidroelektrik sektörünün enerji dönüşümündeki “tamamlayıcı” rolünün daha açık biçimde kabul edildiği bir yıl olarak değerlendirildiğini de söyleyebiliriz. Rüzgâr ve güneş gibi değişken yenilenebilir kaynakların hızla arttığı bir sistemde, hidroelektrik santrallerin esnek üretim kabiliyeti, ani yük değişimlerine hızlı yanıt verebilme özellikleri ve frekans dengelemedeki rollerinin kritik önemi azalmıyor, bilakis giderek artıyor! Şurası net ki hidroelektrik olmadan yalnızca güneş ve rüzgâr yatırımlarına dayalı bir enerji sisteminin sürdürülebilir ve güvenli biçimde işletilmesi mümkün değil. Bu yönüyle hidroelektrik, enerji dönüşümünün vazgeçilmez taşıyıcı kolonlarından biri konumunu güçlendirerek koruyor. Su yönetimi konusunda bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyacımız olduğunu uzun zamandır dile getiriyoruz ancak alınması gereken ilk aksiyonun ‘hayalet tesisler’ riskini ortadan kaldıracak finansal destekleri hızlıca devreye alma iradesini ortaya koymak olduğuna inanıyoruz."
2026’da Hidroelektrik Tesislerin Rehabilitasyonu, Modernizasyonu ve Verimlilik Artırıcı Yatırımlarının Daha Fazla Gündeme Geleceğini Söyleyebiliriz
Bakanlığın açıklamalarına da dayanarak 2026’da hidroelektrik tesislerin rehabilitasyonu, modernizasyonu ve verimlilik artırıcı yatırımlarının daha fazla gündeme geleceğine değinen Elvan Tuğsuz Güven açıklamasına şöyle devam etti:
"Mevcut santrallerin dijitalleşme, otomasyon ve daha hassas su yönetimi uygulamalarıyla güçlendirilmesi, yeni kapasite inşasının yanı sıra rasyonel ve hızlı sonuç veren bir yol olarak değerlendirilecektir.
Bizler için bu yıl öne çıkan bir diğer başlık da hidroelektriğin enerji depolama ve hibrit sistemlerle olan ilişkisi oldu. Pompaj depolamalı hidroelektrik santraller ve HES–GES hibrit modelleri, 2026 ve sonrasında da Türkiye enerji sisteminin esnekliğini artıracak önemli araçlar arasında görülüyor. Bu tür uygulamalar, hem mevcut hidroelektrik altyapının değerini artırıyor hem de artan yenilenebilir kapasitenin sisteme entegrasyonunu kolaylaştırıyor.
Ülkemizin kalkınma hamlelerinin belkemiği olan ve stratejik önemi farklılaşarak her geçen gün daha da artan hidroelektrik sektörünün başta hibrit olmak üzere yeni kapasitelere ihtiyaç duyduğu ortadadır. 3 Aralık’ta Ankara’da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde düzenlediğimiz ‘Hidroelektrik ile Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı’nda bu konuyu enine boyuna tartışma fırsatı bulduk. Bir yandan düzenleyici kuruluşlarımız atıl olarak elde tutulan ve işletmeye alınmayan HES kapasitelerine dikkat çekerek bunların bir an önce hayata geçirilmesi tavsiyesinde bulundu. Diğer yandan bizler de sektör temsilcileri olarak her yıl en az bin MW yeni kurulu gücü devreye alabileceğimiz hatırlatması yaptık. Enerji İşleri Genel Müdürümüz Sn. Ahmet Özkaya’nın ilk açılacak kapasitelerde HES’lere öncelik verileceğini açıklaması ve EPDK Elektrik Piyasası Daire Başkanı Sn. Deniz Daştan’ın da büyük önem atfettiğimiz pompaj depolamalı HES’ler konusuna vurgu yapması sektörümüz adına 2026 için bizleri umutlandıran gelişmeler oldu. DSİ Genel Müdür Yardımcımız Sn. Cengiz Han Kılıçaslan’ın “kuraklığın ‘afet’ olarak nitelendirilmesi gerektiğine” işaret eden değerlendirmeleri de 2026’da HES’lerin dayanıklılığını artıracak bir yaklaşımın hakim olabileceğini düşündürüyor. Biz HESİAD olarak tüm bu alanlarda sektörümüzün sesi olmayı 2026’da ve sonrasında da sürdüreceğiz. Hidroelektrik sektörünün, enerji dönüşümünün hızlandığı bir ortamda geri planda kalan değil; aksine sistemin güvenliğini, sürdürülebilirliğini ve yerli kaynaklara dayalı yapısını güçlendiren temel unsurlardan biri olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki hidroelektrik Türkiye’nin enerji geleceğinde vazgeçilmez bir rol oynamaya devam edecek."
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7413918705127976962





