Kalkınma Yolu Projesinde Kritik Dönemece Girildi 

  • 3 Ekim 2025

PineZone Danışmanlık Kurucusu ve eski Bağdat Ticaret Müşaviri Hasan Kocasoy, Kalkınma Yolu projesini değerlendirdi.

 Kalkınma Yolu Projesinde kritik dönemece girildiğini belirten Hasan Kocasoy  özetle şunları kaydetti:                                                                                                                               

Orta Doğunun en büyük limanı ve Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesinin ilk ayağı olan Faw’ın tamamlanma oranı %97’ye ulaştı. Limanı Umm Qasr üzerinden karayolu ağına bağlayacak sualtı batırma tünelinin inşaatında sona gelindi. ABD’li müşavir şirket Oliver Wyman, Kalkınma Yolu Projesinin fizibilite etüdünü tamamladı ve Irak tarafı söz konusu raporu Ekim ayı içerisinde Türkiye ile proje ortakları Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne sunacak. Dünya Bankası, projenin ilk fazında kullanılacak mevcut demiryolunun rehabilitasyonu için 930 milyon Dolarlık finansmana Temmuz ayında onay verdi. Ayrıca Irak Hükümeti, TIR Konvansiyonu’nu geçtiğimiz aylarda yürürlüğe koydu ve topraklarını transit ticarete açarak Uzak Doğu ile Avrupa arasında köprü olabilmek adına gerekli hukuki altyapıyı kısmen tesis etti. 

Türkiye tarafında da ilgi yüksek ve çalışmalar ilerliyor. Şanlıurfa ile Kalkınma Yolunun Türkiye’ye bağlanacağı nokta olan Ovaköy arasında 358 km’lik otoyol projesi ile 127 km’lik Nusaybin-Cizre-Ovaköy demiryolu projesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’mızın 2025 programında yer alıyor. Kalkınma Yolunun da Avrupa’ya bağlanmasını sağlayacak İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi’nin ihale ilanına ise bu yıl sonuna kadar çıkılması hedefleniyor. Öte yandan, Türkiye sınırına yakın bölgelerde projenin güvenliği konusundaki endişe seviyesi terör örgütü PKK’nın tasfiyesi süreciyle nispeten azaldı.

Bununla birlikte, Irak’la ekonomik ve ticari ortaklığımızı derinleştirecek ve Süveyş Kanalı’na alternatif bir rota oluşturacak bu mega projede, belki de en kritik dönemece girildi. Irak’tan gelen altyapının Ovaköy’e bağlanacağı Suriye-Irak ve Türkiye arasında stratejik üçgen konumundaki Fişhabur’da kontrolün, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) mi, Merkezi Hükümette mi olacağı hususu hala açıklığa kavuşmadı. Kasım ayında gerçekleştirilecek genel seçimlerin sonuçlarını kimsenin öngörememesi de projenin Irak’taki akıbeti konusunda soru işaretlerine sebep oluyor. Finansman ve işletme modeli, netleşmeyen bir diğer asli mesele.

Projenin Türkiye sınırına bağlanacağı noktanın kontrolünün kimde olacağı, Türkiye-Irak ticaretinin geleceğini şekillendirecek

Engebeli arazi nedeniyle Kalkınma Yolunun Habur yerine Fişhabur’dan Türkiye’ye bağlanması planlandı. Ancak, 1991 yılından bu yana Ovaköy’ün karşı tarafı Fişhabur, fiilen Peşmerge kontrolünde bulunuyor. En son IKBY’nin bağımsızlık referandumunu düzenlediği 2017 yılında dönemin Irak Hükümeti bölgeyi tekrar kontrol altına almak istemiş, fakat çok ısrarcı olmamıştı. Bu defa Merkezi Hükümet, milyarlarca Dolar yatırımla her yıl milyonlarca ton yükün taşınacağı bir güzergahın en önemli parçalarından biri olacak bölgenin kontrolünü IKBY’ye bırakmayacağının sinyallerini veriyor. Başbakanlık bürokratları basına verdikleri demeçlerde, IKBY’nin projeden dışlanmadığını, yolun Dohuk Vilayeti sınırlarından da geçeceğini, ancak Merkezi Hükümet kontrolündeki bölgeden Türkiye’ye bağlanacağını vurguluyor. Başbakan Sudani, geçtiğimiz aylarda hem karayolu hem de demiryolunun Musul-Rabia’dan Fişhabur’a kadar olan güzergahının kesinleştirilmesi konusunda bir komisyon oluşturdu ve çalışmalar devam ediyor.  

IKBY için Türkiye ile Merkezi Irak arasında tampon bölge olmanın ekonomik faydası, yalnızca Habur Sınır Kapısı’ndan elde edilen gümrük gelirleriyle sınırlı değil. Türk sürücülerin Merkezi ve Güney Irak’ta taşımacılık yapmasına güvenlik gerekçesiyle izin verilmemesi nedeniyle, Erbil, Zaho ve Dohuk çevresinde önce aktarma merkezleri, daha sonra da geniş antrepolar, soğuk hava depoları inşa edildi ve IKBY, Türk malları için büyük bir lojistik merkeze dönüştü. Ayrıca, Türk ürünlerinin büyük bölümü IKBY’li iş insanları tarafından Merkezi ve Güney Irak’a pazarlanıyor, dolayısıyla Türk ürünleri üzerindeki kârın önemli bir kısmı IKBY’li toptancılarda ve aracılarda kalıyor. Türkiye üzerinden Irak’a sevk edilen Avrupa ve diğer ülke menşeli ürünler için de aynı durum söz konusu. Bu bağlamda, IKBY kontrolünde olmayan alternatif bir güzergâhın, IKBY ekonomisi için yıkıcı etkileri olabilir. IKBY şimdilik konuyu çok dillendirmiyor. İç siyasi meseleler, Kürt bölgelerinden çıkan petrolün ihracı gibi kısa vadeli konulara odaklanmış ve projenin daha olgunlaşmasını bekliyor gibi görünüyorlar. Elbette seçim sonrasında yeni hükümet kurulurken, Kürt vekiller koalisyon pazarlıklarında bu konuyu gündem yapacaklardır. Fakat, Fişhabur’u kaybetmemek için IKBY’nin belki de en büyük destekçisi ABD olabilir. Neticede Fişhabur sadece Merkezi Irak’ı Türkiye’ye bağlama potansiyeli taşımıyor, IKBY’yi halihazırda YPG kontrolündeki Kuzey Suriye’ye bağlıyor.

Ovaköy’ün karşısında kimle muhatap olacağımız, Türkiye-Irak ekonomik ve ticari ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek. Fişhabur’un Merkezi Irak kontrolünde Habur’a alternatif bir güzergaha dönüşmesi, IKBY ekonomisinin zayıflamasına, özellikle de Barzani liderliğindeki KDP’nin etkisinin azalmasına neden olabilir. Türkiye bakımından bu istenmeyen bir sonuç olacaktır. IKBY ile yıllara sair derin ticari işbirlikleri bulunan ülkemizin güneydoğusundaki iş insanlarımız da doğrudan Merkezi Hükümet’le muhatap olmayı çok istemeyebilir. Öte yandan, bu durumda Irak’la ticaretimizde kronik hale gelen pek çok konu çözüme kavuşabilir. Irak sınırında ve Merkezi Irak kontrolündeki bölgelerde, Türk mallarından ayrı ayrı gümrük vergisi tahsili uygulamasına son verilebilir. Irak’a giren araçlarımızın kafa ve dorse değişimi yapmasına gerek kalmadan Irak’ın tamamına aracısız teslimat yapılmaya başlanabilir. Böylece yıllardır Irak pazarında, İran ve Çin malları ile rekabet dezavantajı yaşayan Türk mallarının üzerindeki ilave yükler kaldırılabilir. Ayrıca, Merkezi Irak’la ekonomik ve ticari ilişkilerimiz çok daha güçlenebilir. Kaldı ki Kalkınma Yolu bir yoldan çok daha fazlası, enerji koridoru olma ihtimali taşıyor ve Fişhabur’la ilgili senaryolar, bu potansiyelin geleceğini de etkileyebilir.   

11 Kasım’da düzenlenecek genel seçimler, projenin Irak’taki geleceğini riske atabilir

Kalkınma Yolu, küresel arenada Irak’ı pozitif gündeme taşıyan ülke tarihinin en büyük projesi. Proje hayata geçtiğinde, Irak yalnızca uluslararası ticaret güzergahı haline gelmeyecek, aynı zamanda petrol dışı gelirlerinin artırılmasını sağlayacak bir cazibe merkezine dönüşecek. Ancak siyasi partilerin çoğunun seçim propagandasında, projeden neredeyse hiç bahsedilmiyor. Maliki, Khazali ve Hekim gibi etkili Şii liderlerin, seçimlerde çoğunluk elde etmesi halinde Kalkınma Yoluna öncelik verme ihtimali düşük bulunuyor. Irak siyasetinde hala çok etkili olan İran’ın projeye olumsuz bakış açısı ile son dönemde Suriye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle Şii liderlerin Türkiye’ye daha temkinli yaklaşımının bunda etkili olduğu düşünülüyor.

Projenin en etkili savunucusu mevcut Başbakan Sudani gibi görünüyor. Başlattığı altyapı hamlesi nedeniyle çoğunluk tarafından takdir edilse de diğer Şii partilerin desteğini almadan Sudani’nin tekrar Başbakan olma ihtimali zayıf. Aslında, Seçime katılımın düşük olması, olası seçim usulsüzlükleri ve ABD işgalinden bu yana tek vekilli partilerin dahi etkili olduğu koalisyonlara bağlı hükümet modeli sebebiyle seçimlerin sonuçlarına dair kimse sağlıklı bir tahmin yürütemiyor. Bu durum da henüz finansman ve işletme modeli belli olmayan, hukuki altyapısı oluşturulmamış ve sözleşmelerle güvence altına alınmamış Kalkınma Yolu Projesinin geleceği hakkında endişeye neden oluyor.

Projenin nasıl finanse edileceği ve işletileceği de hala soru işareti

Projenin ilk ayağı olan Faw Limanı için bugüne kadar 7 milyar Doların üzerinde harcama yaptığı tahmin edilen Irak Hükümeti’nin, 17-20 milyar Dolarlık Kalkınma Yolu Projesini kendi başına finanse etmesinin mümkün olmadığı değerlendiriliyor. Zira uluslararası piyasada düşen petrol fiyatları nedeniyle bütçe gelirlerinin %90’ından fazlası petrol ihracatına bağlı Hükümet, 2025 yılında yatırım bütçesi dahi yayımlayamadı. Son bir yıldır enerji yatırımları ve aciliyet arz eden işler dışında yeni ihale düzenlenmedi. Irak Hükümeti son dönemde, hareket alanını genişletebilmek adına Kamu-Özel Sektör Ortaklığı (PPP), uygun koşullara sahip Hazine garantili kredinin müteahhit aracılığıyla getirildiği “Mühendislik, Satın Alma ve Kurulum + Finansman” (EPC-F) veya yolcu, yük veya alım garantisi karşılığı Yap-İşlet-Devret (BOT) modeli ile çalışabilecek, finansman gücü yüksek uluslararası şirketlerle işbirliğini artırmaya çalışıyor.

Irak, Kalkınma Yolunu da bu modellerden biriyle finanse etmeyi ve kar paylaşımı modeliyle işletmeyi hedefliyor. Fakat ülke riski hala çok yüksek ve bu modellerin Irak’ta hukuki altyapıları çok zayıf. Üstelik demiryolu gibi yatırımlarda maliyetin geri dönüş süreleri oldukça uzun. 2024 yılında dörtlü mutabakata taraf olan Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin rolü hala net değil. Umman ve başka olası ortaklar için de aynı durum geçerli. Projenin Türkiye ve Irak’la birlikte en büyük yararlanıcısı olacak Çin’in projenin finansmanına katkı verip vermeyeceği henüz kamuoyu önünde konuşulmadı. Çin bu konuda istekli olsa dahi, Çin’in Irak’ta etkinliğinin hızlı armasından rahatsız olan ABD’nin buna karşı tutumunun ne olacağı da bilinmiyor.  

Tüm bu bilinmezliklerin ve belirsizliklerin ortasında, Türkiye ve Irak’ı her alanda birbirine yaklaştıracak Kalkınma Yolu Projesi adım adım ilerlemeye devam ediyor. İç çekişmeler, genel seçimler, finansman ve işletme modeli gibi konular projeyi geciktirebilir, ancak orta ve uzun vadede projenin tamamlanması için pek çok neden var. Orta Doğunun en büyük limanı faaliyete geçmek üzere ve ister istemez limanla birlikte mevcut karayolu ağı da çalışmaya başlayacak. Demiryolu altyapısı henüz kurulmamış olsa dahi Faw’a gelen ilk transit konteynerler mevcut karayolu ağı üzerinden Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye, Türkiye’den de Avrupa’ya pekâlâ sevk edilebilecek. Taşlar yerine oturduğunda ve proje hayata geçtiğinde ise bu yeni küresel ticaret güzergahı, geçtiği yerlere refah ve bereket getirecek.

 

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7379783288791568384

 

 

BENZER HABERLER