Rüzgarda 48 Bin Megavatlık Hedef için Kritik Eşik: İzin, Şebeke ve Finansman
- 4 Kasım 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1815
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), COP31 öncesinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki büyüme potansiyelini ve sektörün önündeki temel gündem maddelerini değerlendirdi. Türkiye'nin işletmedeki mekanik rüzgar enerjisi mekanik kurulu gücü 16 bin 231 megavata ulaşırken, 2035 yılı için 48 bin megavatlık rüzgar kapasitesi hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için yatırım iradesinin ve yerli sanayi gücünün hazır olduğuna dikkat çeken TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, büyümenin hızlanması için izin süreçlerinin öngörülebilir hale getirilmesi, şebeke yatırımlarının zamanında tamamlanması ve uzun vadeli, uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı. Toplantıda ayrıca 1.500 megavatlık YEKA RES-2026 yarışmalarının sonuçları ve COP31 kapsamında Antalya'da gerçekleştirilecek TÜREB etkinlikleri ele alındı.
Basın toplantısına TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden'in yanı sıra Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı, Sayman Çağrı Güven, Türbin Üreticilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Arif Günyar, Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, Yatırımcılardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Erinç Kısa, Danışmanlık, Bakım ve Diğer Servislerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Alper Serçe, Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan ve Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman katıldı.
Türkiye, rüzgarda Avrupa'nın ikinci büyük yeni kurulum pazarı
Türkiye, rüzgar enerjisinde son yıllarda önemli bir büyüme kaydetti. 2012 yılında 2,4 gigavat seviyesinde olan mekanik kurulu güç, Haziran 2026 itibarıyla 16,2 gigavata ulaştı. Türkiye, 2025 yılında gerçekleştirdiği 2.142 megavatlık yeni kurulumla Avrupa'da ikinci sırada yer aldı. Rüzgar enerjisinin elektrik üretimindeki payı ise 2026 yılının ilk yarısında yüzde 13,5 olarak gerçekleşti.
Sektörün ekonomik katkısı da kurulu güç artışının ötesine geçiyor. Rüzgar enerjisi sayesinde mevcut enerji fiyatlarıyla yılda yaklaşık 4 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçiliyor. Yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, türbin, bileşen ve hammadde ihracatıyla yıllık 2-2,5 milyar dolarlık ekonomik değer yaratıyor. YEKA projelerinde kullanılan türbinlerde yerlilik oranının yüzde 65 seviyesinde olması da Türkiye'nin üretim kapasitesini ortaya koyuyor.
TÜREB'in 2035 yılı için öngördüğü 48 gigavatlık rüzgar kapasitesi senaryosu, mevcut gücün yaklaşık üç katına çıkarılmasını gerektiriyor. Bu hedef doğrultusunda 2026-2035 döneminde yılda ortalama 3,2 gigavatlık yeni rüzgar kurulumu yapılması gerekiyor. Türkiye'nin 25,5 gigavatlık karasal proje stoku bu büyüme için önemli bir potansiyel sunuyor. Ancak söz konusu stokun yalnızca 4,5 gigavatı yatırım aşamasında bulunuyor. Bu tablo, sektörün önündeki temel meselenin yatırım isteğinden çok projelerin hayata geçirilme hızı olduğunu gösteriyor.
Yatırımların önündeki üç temel konu: İzin, şebeke ve finansman
TÜREB, rüzgar enerjisi yatırımlarının hız kazanması için izin, şebeke ve finansman süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekti. 7554 sayılı Kanun ve Temmuz 2026'da yayımlanan yönetmelikle izin süreçlerine yönelik yeni takvimler oluşturulurken, orman, mera ve kamulaştırma işlemlerinde uygulama birliğinin sağlanması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi önemini koruyor. Şebeke tarafında ise 2035'e kadar 28 milyar dolarlık iletim yatırımı öngörülüyor. Bu yatırımların santral projeleriyle eş zamanlı ilerlemesi, bağlantı kapasitesi ve tarihlerinin önceden açıklanması bekleniyor.
Finansmana erişimin de yatırımların sürdürülebilirliği açısından belirleyici olduğunu vurgulayan TÜREB, bugüne kadar yaklaşık 15 gigavatlık rüzgar kapasitesinin Türk bankaları, kalkınma bankaları ve ihracat kredi kuruluşları aracılığıyla finanse edildiğini, ancak yüksek borçlanma maliyetlerinin yeni projeleri etkilediğini belirtiyor. Bu nedenle uzun vadeli ve öngörülebilir finansman modellerinin geliştirilmesi, kalkınma bankaları ile ihracat kredi kuruluşlarının kaynaklarının daha etkin kullanılması gerektiği ifade ediliyor.
YEKA RES-2026'da 1.500 megavatlık kapasite tahsis edildi
Türkiye'nin rüzgar enerjisi yatırımlarında önemli bir yer tutan YEKA RES-2026 yarışmaları, 2 Kasım'da yedi saha için gerçekleştirildi. Toplam 1.500 megavatlık elektriksel bağlantı kapasitesinin tahsis edildiği yarışmalara 12 şirketten 29 başvuru yapıldı. Yarışmalar sonucunda beş farklı şirket kapasite hakkı kazandı. Süreçte toplam 73 tur açık eksiltme gerçekleştirildi.
Yarışmaların sonucunda yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapılması bekleniyor. Yedi yarışmanın tamamında oluşan kazanan fiyatın kilovatsaat başına 3,50 avro sent olması ve toplam 62,92 milyon avroluk katkı bedeline ulaşılması, yarışmaların ekonomik boyutunu ortaya koydu.
TÜREB, YEKA yarışmalarında yatırımcı ilgisinin devam etmesini olumlu değerlendirirken, sektörün büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için her yıl en az 1,5 gigavatlık rüzgar YEKA kapasitesinin düzenli olarak tahsis edilmesini öneriyor. Bu kapsamda öngörülebilir yarışma takvimi ile uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman imkanlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Deniz üstü rüzgarda ilk 1.000 megavatlık yarışma 2027'nin ilk çeyreğinde planlanıyor
Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki büyüme hedeflerinde deniz üstü rüzgar projeleri de önemli bir yer tutuyor. 2035 yılı için 5 gigavatlık deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesi hedeflenirken, Kuzey Ege'de belirlenen dört aday saha ilk yatırımlar için hazırlık sürecine girdi.
İlk 1.000 megavatlık deniz üstü rüzgar yarışmasının 2027 yılının ilk çeyreğinde yapılması planlanıyor. Bu ölçekteki bir yatırımın yaklaşık 3 milyar dolarlık finansman gerektirmesi, ihale koşullarının yatırımcılar açısından finanse edilebilir bir yapıda oluşturulmasını önemli hale getiriyor.
TÜREB, yatırımcıların uzun vadeli kararlarını desteklemek için fiyat güncelleme mekanizmalarının oluşturulması, alım süresinin ilk elektriğin üretildiği tarihten başlatılması, izin takviminin netleştirilmesi ve sözleşme koşullarının ihale öncesinde açıklanması gibi başlıklara dikkat çekiyor. Deniz üstü rüzgar yatırımlarının tersanelerden limanlara, deniz altı kablo üretiminden bakım ve servis hizmetlerine kadar yeni bir sanayi ekosistemi oluşturması da bekleniyor.
COP31'de iklim taahhütlerinin uygulamaya geçirilmesi ve enerji yatırımları öne çıkacak
9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede bugüne kadar verilen taahhütlerin somut adımlara ve uygulamaya dönüştürülmesine odaklanacak. “Uygulama COP'u” yaklaşımıyla öne çıkan zirvede, temiz enerjiye geçişin hızlandırılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, şebeke altyapısının güçlendirilmesi ve iklim finansmanına erişim gibi başlıklar gündemde olacak. Bu çerçevede rüzgar enerjisi, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması açısından önemli bir rol üstlenecek.
COP31, Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki üretim gücünü, yatırım potansiyelini ve deniz üstü rüzgar hedeflerini uluslararası platformda gündeme taşıması için de önemli bir fırsat sunuyor. TÜREB, COP31 kapsamında Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) iş birliğiyle beş güne yayılan toplam sekiz oturum ve etkinlik gerçekleştirecek. Program kapsamında 9 Kasım'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde düzenlenecek Bakanlar ve Yatırımcılar Toplantısı, uluslararası iş birlikleri açısından öne çıkan etkinliklerden biri olacak. Toplantıya 10'dan fazla ülkeden bakan ve 250 davetlinin katılması bekleniyor.
TÜREB'in COP31 programında Türkiye'nin rüzgar enerjisi potansiyeli, küresel iş birlikleri, enerji güvenliği, deniz üstü rüzgar yatırımları ve tedarik zincirinin geliştirilmesi gibi konular ele alınacak. Uluslararası yatırımcıların ve finans kuruluşlarının katılımıyla Türkiye'nin yatırım fırsatlarının tanıtılması, yeni ortaklıkların geliştirilmesi ve rüzgar enerjisinin küresel enerji dönüşümündeki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor.
“Türkiye'nin rüzgar potansiyelini yatırıma dönüştürmeliyiz”
TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, toplantıda yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin rüzgar enerjisinde güçlü bir kurulu güce, gelişmiş bir sanayi altyapısına ve önemli bir proje stokuna sahip olduğunu vurguladı.
“Türkiye, 16 bin megavatı aşan rüzgar enerjisi kurulu gücü, gelişmiş üretim altyapısı ve güçlü yatırım potansiyeliyle sektörün büyümesi için önemli bir birikime sahiptir. 2035 yılı için belirlediğimiz 48 gigavatlık rüzgar enerjisi senaryosuna ulaşmak, bu birikimi yeni yatırımlarla desteklememize bağlıdır. Bugün sektörün öncelikli ihtiyacı, projelerin yatırım kararından üretime geçişine kadar uzanan süreci hızlandırmak. İzin süreçlerinde uygulama birliğinin sağlanması, şebeke bağlantılarının yatırım takvimleriyle uyumlu hale getirilmesi ve uzun vadeli, uygun maliyetli finansman imkanlarının geliştirilmesi bu açıdan belirleyicidir. YEKA yarışmalarının öngörülebilir bir takvimle sürdürülmesi ve deniz üstü rüzgar yatırımlarına yönelik koşulların netleştirilmesi de yeni kapasite artışını destekleyecek. COP31'i ise Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki üretim gücünü ve yatırım fırsatlarını uluslararası platformda tanıtmak, yeni ortaklıkların önünü açmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Rüzgarda büyümenin önünü açacak potansiyele sahibiz. Şimdi bu potansiyeli yatırımlara dönüştürecek süreçleri hızlandırmalıyız.”
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7523672380737699840





