TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden: "2025 Projeler için Bir Eşik Yılıydı; 2026 Uygulama ve Sonuç Yılı Olacak"
- 7 Ocak 2026
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1773
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, Yatırımlar Dergisi okurlarına özel yaptığı açıklamada 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılı beklentilerini paylaştı.
Söz konusu değerlendirme aşağıda yer alıyor:
Küresel Çerçeve: Enerji Arz Güvenliği Yeni Ana Gündem
2025 yılını, dünya genelinde enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığının, iklim değişikliği ile mücadele başlığının önüne geçtiği bir küresel ortamda geride bıraktık. Farklı bölgelerde yaşanan silahlı çatışmalar, acımasız saldırılar, savaşlar ve jeopolitik gerilimler; enerjinin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik bir güvenlik meselesi olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Bu çerçevede enerji, artık yalnızca üretim ve tüketim dengesiyle tanımlanan bir alan olmaktan çıkmış; ülkelerin ekonomik dayanıklılığını, sanayi gücünü ve küresel rekabetçiliğini belirleyen stratejik bir başlık haline gelmiştir.
2025: Türkiye Rüzgar Sektörü İçin Bir Eşik Yılı
Bu küresel bağlam içinde 2025 yılı, Türkiye rüzgar enerjisi sektörü açısından yalnızca bir takvim yılı değil; politika, mevzuat ve yatırım boyutlarıyla dönüşüm yönünün daha net biçimde ortaya çıktığı kritik bir eşik olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye 2025 boyunca ETKB tarafından yayınlanan 2035 hedeflerine ulaşabilmek için ihtiyaç duyulan stratejik çalışmaları yürütmüş, mevzuatta İzin Kanunu ve diğer kritik düzenlemeleri takip etmiştir. Bugün rüzgar enerjisinde tahsis edilen kurulu güç 18 GW’ı aşmış; mevcut üretim kapasitesi ve sanayi altyapısıyla önemli bir mesafeyi geride bırakmış durumdadır. Ancak 2025’i farklı kılan unsur, bu büyümenin artık yalnızca rakamsal artışlarla değil; enerji sisteminin bütünüyle kurduğu ilişki üzerinden değerlendirilmesidir. Rüzgar enerjisi bu dönemde kapasite artışının ötesine geçerek, verimlilik, şebeke uyumu, entegrasyon ve depolama ile birlikte ele alınmaya başlanmış; enerji sisteminin tamamlayıcısı olmaktan çıkarak taşıyıcı unsurlarından biri haline gelmiştir.
Sahadaki Dönüşüm: Hibrit, Depolama ve Repowering
Bu dönüşümün sahadaki karşılığını, yıl boyunca hayata geçirilen hibrit projelerde, depolamalı yatırımlarda ve mevcut santrallerin daha ileri teknolojiye sahip türbinlerle yenilenmesini kapsayan uygulamalarda net biçimde gördük.
Özellikle 11 Kasım 2025 tarihinde yayımlanan düzenleme ile rüzgar ve güneş enerjisi santrallerinde ilave mekanik veya doğru akım güç kurulumlarının belirli bir dönem için idari sınırlara tabi olmaksızın sisteme verilebilmesine imkân tanınması, sektör açısından önemli bir regülasyonel eşik oluşturmuştur. Bu adım, kısa vadeli arz güvenliğinin ötesinde, depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanmasına yönelik güçlü bir politika mesajı niteliği taşımaktadır.
Sanayi Boyutu: Rüzgar Enerjisi Bir Üretim Alanı Değil, Bir Sanayi Alanıdır
Rüzgar enerjisine yalnızca bir üretim kaynağı olarak bakmak, bugün gelinen noktada eksik bir değerlendirme olur. Türkiye, türbin kulelerinden kanatlara, jeneratörlerden yardımcı ekipmanlara uzanan güçlü bir yerli üretim altyapısına sahiptir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı “2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası” ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ait “HIT30” ve diğer özel teşvik programları ile desteklenen bu yapı, rüzgar enerjisini yüksek katma değer yaratan bir sanayi alanına dönüştürmeye devam etmektedir. 2025 yılı, rüzgar enerjisinin yalnızca temiz enerji değil; istihdam, ihracat ve teknoloji geliştirme kapasitesiyle öne çıkan stratejik bir sektör olarak daha görünür hale geldiği bir yıl olmuştur.
2026: Uygulama, Hızlanma ve Sonuç Yılı
Önümüzdeki döneme bakıldığında, 2026 yılı yalnızca yeni yatırımların başladığı bir uygulama döneminin başlangıcı olacaktır.
Depolamalı rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarının hızla devreye alınması, bataryalarla iletim ve dağıtım sisteminde esnekliğini artırırken, yenilenebilir enerji entegrasyonunun da önünü açacaktır. Bu noktada iletim ve dağıtım şebekelerimizde enerji nakil hattı yatırımlarının arttırılmasına dair süreçler de hızlanacaktır. Yenilenebilir enerji projelerinin hızlandırılması için kabul edilen Süper İzin Kanunu, ikincil mevzuatın tamamlanmasını takiben izin süreçlerinde yer alan ve sektörün hızını etkileyen bazı sorunların bertarafını sağlayacak ve daha öngörülebilir, yatırımcı dostu bir çerçeve kazandırılması açısından önemli katkı sağlayacaktır.
Uluslararası Çerçeve: COP31 ve Türkiye’nin Görünürlüğü
Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve güncellenen Ulusal Katkı Beyanı, rüzgar enerjisinin önemini yalnızca çevresel bir perspektifle değil; kalkınma, sanayileşme ve enerji bağımsızlığı ekseninde ele almayı zorunlu kılmaktadır.
Türkiye’nin 2026 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak olması, bu dönüşümün uluslararası ölçekte görünürlük kazanacağı stratejik bir aşamayı temsil etmektedir. TÜREB olarak uluslararası paydaşlarımızla birlikte hazırlanacağımız yoğun COP31 süreci, Türkiye’nin rüzgar enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanındaki birikimini, sanayi gücünü ve yatırım potansiyelini yıl boyunca küresel paydaşlarla buluşturmak ve ülkemizdeki fırsatları anlatabilmek açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.
TÜREB’in Yaklaşımı: Ekosistem İnşası
TÜREB olarak bizler, rüzgar enerjisinin geleceğini bugünün koşullarıyla sınırlı görmüyor; yarının Türkiye’sini şekillendirecek temel alanlardan biri olarak değerlendiriyoruz.
Kamu, özel sektör ve tüm paydaşlarla birlikte; güçlü, rekabetçi ve sürdürülebilir bir rüzgar enerjisi ekosistemini kararlılıkla inşa etmeye devam edeceğiz. Bu yıl 12-13 Mayıs’ta Ankara’da düzenleyeceğimiz sektörümüzün en büyük etkinliği TÜREK 2026, diğer paydaş toplantılarımız, ulusal delegasyonlarla katılacağımız uluslararası etkinlikler, üreteceğimiz rapor ve yayınlar bu ortak amaca hizmet etmektedir. TÜREK 2026 bu yıl özellikle yabancı paydaşlarımız ve diğer yabancı misafirlerimizle COP31 öncesi özel bir kongre etkinliği olarak yenilenebilir enerji ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında özel bir erken buluşma niteliğine de sahip olacaktır.
Bu ortak gayretler ve faaliyetler sonrasında rüzgar enerjisinin, Türkiye’nin enerji dönüşümünde çok daha belirleyici bir rol üstleneceğine olan inancımız tamdır.
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7414564677768179712





