TÜRKÇİMENTO'nun 2025 Değerlendirmesi ve 2026 Beklentileri
- 15 Aralık 2025
- İş Dünyası
- Durum: Genel
- Dergi: 1770
TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay "Türk Çimento Sektörünün 2025 Değerlendirmesi ve 2026 Beklentileri"ni Yatırımlar Dergisi Okurları için açıkladı.
Türk çimento sektörünün, Avrupa’nın lider, uzun yıllardır da Dünyanın 5. büyük üreticisi, 2. Büyük ihracatçısı konumunda yer aldığını ve 110 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren çimento sektöründe ithalat sıfırken yaklaşık 55 yıldır ihracat yapıldığını vurgulayan Volkan Bozay "Ülkemiz stratejik konumuyla çimento sektörü kaliteli üretimi, kapasitesi, lojistik avantajı, güvenilirliği, rekabetçiliği ve kesintisiz hizmet performansıyla Dünya çimento sektörünün önemli bir aktörü olarak yer alır." dedi.
Volkan Bozay, 2024’te %9 gibi güçlü bir büyüme yakalayan çimento sektörünün 2025 yılını genel olarak üretim ve ihracat artışıyla geçirdiğini, yıl boyunca üretim ve iç satışlarda geçen yıla kıyasla artış görüldüğünü, iç talep dalgalansa da yılın genelinde toparlanmanın dikkat çektiğini belirterek şunları kaydetti.
"İhracat, sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadı; tonaj ve pazar payında artış yaşanırken Türkiye, uluslararası pazarda sahip olduğu güçlü konumunu yıl boyunca başarıyla devam ettirdi. Ancak ne yazık ki ihracat gelirleri kur baskısı nedeniyle kârlılığa aynı oranda yansımadı.
Son 9 aylık verilere göre TürkÇimento üyelerinin üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre %7,5 oranında artarak 68 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde üretilen çimentonun yaklaşık yüzde 17’si ihraç edildi. Üretimin yaklaşık 56 milyon tonunu ise iç piyasaya sunduk. İç satışlarımız, deprem konut inşaatları ve kentsel dönüşüm projelerinin de etkisiyle yaklaşık 2,5 senedir artıyor. Bu artışta, deprem sonrası dönemde daralan iç satışların 2024 ve 2025 yıllarında yarattığı baz etkisi de önemli rol oynuyor. 2025 yılında sektörün tarihindeki en yüksek iç satış hacmine ulaşmasını bekliyoruz. Kamu projelerinde, hükümet tarafından uygulanan tasarruf tedbirleri nedeniyle, bazı yavaşlamalar yaşansa da devam eden kentsel dönüşüm ve deprem konutları inşaatları, iç talebi canlı tutmaktadır. Genel olarak baktığımızda hem iç pazarda hem de dış pazarda dengeli ve güçlü bir tablo ortaya çıkıyor.
İhracat tarafına bakacak olursak, çimento sektörü 2025 yılının ilk 10 ayında geçen yılın aynı dönemine göre %16 artışla 13,4 milyon ton çimento ihraç etti. İhracatta öne çıkan pazarlar, ABD, Suriye ve İtalya oldu. Amerika Birleşik Devletleri, sektörümüzün en önemli ve en büyük ihracat pazarı konumunda yer almaktadır. Bu ülkenin çimento dış alımlarının yaklaşık %30’unu Türkiye karşılıyor. Yine bu dönemde ihracatımızın yaklaşık %17’sini Avrupa Birliği ülkelerine yaptık. Bu da bize aslında hem Amerika kıtasında hem Avrupa’da dengeli bir varlık gösterdiğimizi, sektörün küresel ölçekte güçlü konumunu net bir şekilde ortaya koyuyor."
2026 yıl sonu büyüme tahmini %3 civarında...
Çimento sektörü olarak 2025 yıl sonu itibariyle iç satışlarda %5-6 aralığında bir büyüme gerçekleşmesini beklediklerini anlatan Volkan bozay 2026 yılının ilk yarısında, devam eden deprem konutlarının etkisiyle bu büyümenin devam edeceğinin öngörüldüğünü, 2026 yıl sonu büyüme tahminlerinin ise %3 civarında olduğunu ifade etti.
TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay açıklamasını şöyle sürdürdü;
"Önümüzdeki dönem uygulanması öngörülen kamuda tasarruf paketi ile zorunlu haller dışında kamu projelerinin askıya alınacak olması inşaat sektörü ve dolayısıyla çimento sektörünü zorlayacak bir etken olacaktır. Öte yandan hükümetimizin yakın zamanda açıkladığı 500 bin sosyal konut projesinin, sektörümüze pozitif etkileri olacağı öngörülmektedir. Bu proje için 2026-2027 yıllarında gerekli çimento miktarının 5-6 milyon ton düzeyinde olacağı hesaplanmaktadır. Bu da yıllık tüketimin yaklaşık %7’sine denk gelmektedir. Ancak önümüzdeki dönemde dezenflasyonist ortamda faizlerin düşmesiyle birlikte altyapı yatırımlarının artmasını ve inşaat sektörünün de hareketlenmesini öngörüyoruz. 2027 yılında teslim edilecek 500 bin sosyal konut projesiyle kira enflasyonunu kontrol altına almak için yeni tedbirler alınacak ve inşaat sektöründeki altyapı yatırımları sektörü canlandıracaktır.
Yakın coğrafyamızdaki savaş durumunun bitmesi ile ihracatımızın artması beklenmektedir. En büyük çimento ihraç pazarımız olan ABD’ye satışların aynı hızda devam edeceğini değerlendiriyoruz. Gazze’de yaşanan çatışma ortamı nedeniyle durdurulan bölgeye yönelik ihracatın, barış ve güvenli ortam sağlandıktan sonra tekrar başlayacağı öngörülmektedir. Suriye’de yaşanan çatışma döneminin ardından, altyapı, üstyapı ve konut inşaatlarının yeniden yapılandırma sürecinde, çimento sektörü açısından çok yoğun bir döneme girileceği görülüyor. Komşumuz Suriye’de ortaya çıkacak çimento ihtiyacının karşılanabilmesi için sektörümüz, küresel pazar dinamiklerine de uyum sağlayarak ihracat stratejilerini yeniden gözden geçirecektir.
Ayrıca, devam eden Rusya–Ukrayna geriliminin 2026 yılı itibarıyla sona ereceğine yönelik öngörümüzü koruyoruz. Bu durumun da ihracatımıza olumlu yansıması olacaktır.
Bahsedilen tüm bu gelişmeler paralelinde, ülkemizin kurulu kapasitesinin hem yurt içi hem de ihracata yönelik talebi karşılamaya yeterli olduğu söylemek yanlış olmayacaktır. Yıllar içinde dönemsel gelişmelere göre %65-75 aralığında seyreden kapasite kullanım oranı değerlendirildiğinde; ilave bir kapasite ihtiyacından ziyade sektörün dekarbonizasyon çalışmaları kapsamında mevcut fabrikaların yapması gereken teknolojik yatırımlar söz konusu diyebiliriz. Yeşil ve dijital dönüşüm kapsamında başta klinker oranı düşürmek olmak üzere yapılan yatırımlar verimlilikle birlikte mevcut kurulu tesislerdeki kapasitenin çimento üretimindeki potansiyel artışını da ister istemez beraberinde getirecektir.
Türkiye çimento sektörü, yalnızca bugünü değil, 2053 Net Sıfır Karbon hedefi doğrultusunda geleceği de gözeterek yatırım yapmaktadır. Döngüsel ekonomi, alternatif yakıt ve hammaddelerin kullanımı, yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon yakalama gibi alanlarda atılan her adım, ülkemizin yeşil kalkınma hedeflerine katkı sağlamak içindir. Bu büyük dönüşümün gerçekleşebilmesi için uygun finansman modelleri ve destekleyici mevzuat altyapısı kadar, ortak akıl ve toplumsal sahiplenme de büyük önem taşımaktadır. Kamu, özel sektör ve toplum el ele vererek daha sürdürülebilir bir gelecek inşa edilecektir."
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7406243042506137600





